Ahlaksızlık Özgürlük Değildir! | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Ahlaksızlık Özgürlük Değildir!


Geçtiğimiz Pazar günü Taksim’de ahlaksılığın ve azgınlığın savunulduğu bir gösteri gerçekleştirildi. Eşcinseller, gayri ahlaki hayat tarzlarına müdahale edildiğini düşünerek sözüm ona “Onur Yürüyüşü” adını verdikleri bir eylemle hak arayışına girdiler. Haksızlığa uğrdadıklarını iddia eden eşcinseller, dillerinde özgürlük naraları, ellerinde ahlaksızlığa devetiye çıkaran pankartlar ile meydanlara dökülerek mücadele vermeye başaldılar. Maalesef Avrupada ve Amerikada sıklıkla gördüğümüz bu iğrenç manzaralar, artık bir İslam ülkesinde bile yaşanır hale geldi. Ne acı ki azgınlık ve sapıklık gibi şeylerin alenileşmesi yetmiyormuş gibi birde başımıza bu bela musallat oldu. Sapıklığı ve çirkinlikleri savunanların bunu bir onur mücadelesi olarak takdim etmesi ise belanın ne denli büyük boyutlara ulaştığını bizlere açıkça göstermektedir. Tüm bu olumsuz gelişmeler, ülkemiz adına oldukça üzücü ve üzücü olduğu kadar da ürkütücü bir durumdur. İnsan, ahlaksızlığı onur meselesi haline getirenleri görünce, toplum ne hale geldi diyerek ister istemez üzülüyor.

Ellerindeki dözvizlerle ahlaksızlıklarını afişe eden ve İslami değerlerle alay eden bu güruh, özgürlük naraları atarak yaptıklarını normalleştirmek için meydanlara çıkmış ve sözde hak aradıklarını iddia etmektedirler. Onlardan her birine sormak lazım;

“Sizin bu ahlaksızca yaşamınız, toplumun en temel unsuru olan aile kavramını tehdit etmiyor mu? Bu nasıl bir onurlu mücadele ki toplumu ayakta tutan aile hayatının ortadan kalkmasını istiyorsunuz? Kendi özgürlüğünüzü isterken milyarlarca insanın özgürlüğünü neden düşünmüyorsunuz? Sizin ahlaksızca yaşamınızı özgür kılmak isteyişiniz, insanlığın yok olmasına neden olacak bunu bilmiyor musunuz?” Gerçi nefislerine uyup azgınlaşan bu insanlara ne soru sorarsanız sorun ve ne anlatırsanız anlatın sırf kendi nefislerini düşündüklerinden kabul etmeyeceklerdir.

Sağlıklı ve sürdürülebilir bir toplumsal yaşam, sadece aile mefhumunu ayakta tutmakla mümkündür. Bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Neslin devamlılığını sağlayan tek şey, aileden geçer. Aksi yöndeki eğilimler ise bırakın neslin devamlılığını, var olan nesli bile heba eder. Tıpkı eşcinselliğin yaygın olduğu ülkelerde olduğu gibi. Kısacası hadddi aşarak azgınlık yapmak, helak olmanın en büyük sebebidir.

İnsanlığın huzur ve mutluluğu hatta kurtuluşu, ancak nikah aktiyle kurulan ailelerin muhafaza edilmesiyle mümkündür. Hakikat gün gibi ortadayken, hala bir grup insanın azgınlık derecesindeki gayri ahlaki yaşamlarını, özgürlük adı altında şirinleştirmeye ve normalleştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Hem de İslami bir toplumda! Karşılaştığımız bu tuhaf hadise karşısında şu soruyu soramaktan kendimizi alamıyoruz: “Nasıl oluyorda ahlak yoksunu olan bu insanlar, bir İslam ülkesinde ahlaksızlıklarını aleni bir şekilde sergileyip birde hak aramaya kalkışıyorlar?” Belliki ortada büyük bir sorun ve buna bağlı olarak yozlaşma var. Eğer öyle olmasaydı, ahlak yoksunu bu insanlar, cesaret bulupta sokaklara dökülebilir miydi hiç? İslami bir toplumda azgınlığın ve ahlaksızlığın bu denli yüksek bir sesle dile getirilmesi, büyük bir tehlikenin habercisi niteliğindedir. Yüce Rabbimiz, özellikle neslimizi ve gençliğimizi bu tür sapkınlıklardan muhafaza eylesin.

Pek çok ayette ve Hadis-i şerifte ahlaksızca ilişkiler, açıkça yasaklanmıştır. A’râf Suresinin 80. ve 81. Ayeti-i Kerimesinde:

“Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: ‘Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” Ayeti kerimede bahsi geçen Lût kavmi, yapmış olduğu sapıkça filler nedeniyle helak olmuştur. Demek ki bu tür azgınlıklar, helak olma sebebidir. Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Erkeğin erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır.” Buyurarak bu tür davranışların kesinlikle zina olduğunu beyan etmiştir.

Eşcinsellik, toplumun en temel dinamiği olan aile kurumunu yok etmektedir. O nedenle de bu ahlaksızlık, toplumlar için büyük bir tehlikedir. Batı ülkelerinde her geçen gün yaygınlaşan, bu türden sapıklıklar, genç nesli bitme noktasına getirmiştir. O nedenle de önümüzde duran bu hadise, çok büyük bir tehlike arzetmektedir. Şu an dünya üzerinde eşcinselliği yaygınlaştırmak için büyük mücadeleler verilmektedir. Özellikle medya aracılığı ile yapılan kirli propagandalarla, bu sapıklık adeta normalleştirilmekte hatta sevdirilmektedir. Dergilerden, kitaplara, internetten, televizyon kanallarına kadar her yerde açıktan ve gizliden bu sapıklıklar, adeta insanlığa enşekte edilmektedir. Yapılan çirkin işler, sanki çok normalmiş gibi gösterilmektedir. Dünya ölçeğinde planlanan bu şer odaklı çalışmalar, iyi ve kötü kavramını henüz anlayamış olan çocuklarımızı ve gençliğimiz olumsuz etkilemektedir.

Taksim’de yaşana son hadise, bizlere bu tehlikenin giderek arttığını göztermektedir. O yüzden başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşu bu hususta özel bir çalışma yapmalı ve projeler geliştirmelidir. Gençliğimizi, bu tür çirkinliklerden uzak tutmak için gece gündüz demeden çalışımalı ve bir an önce önlemler alınmalıdır. Ayrıca hükümetinde de bu yönde bir çalışmanın içine dahil olması gerkir ki güçlü ve etkili bir sonuç alınsın. Aksi takdirde toplumumuzun devamını sağlayacak olan gençliğimiz, bu tür yanlışlıkların içine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Son olarak duyarlı olan herkesime bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Nemelazımcılık mantığı ile; ne olacak ki bir avuçlar zaten diyerek işi hafife almamalıyız. Acil olarak önlemler alınmalı ve bu yöndeki çalışmalar, bir an önce başlatılmalıdır. Yoksa kaybettiğimiz her an, ahlaksızlığın hanesine puan kazandırmaktadır. Çünkü onlar, ahlaksızlığı yaymak için sürekli çalışmaktadırlar. Batıl olan davaya ciddiyetle sarılan şer güçlere karşı biz Müslümanlarda aynı ciddiyetle hatta daha fazlasıyla mukabele ederek çalışmalıyız ve mücadele vermeliyiz. Eğer bu işe sahip çıkmazsak, toplummuz her geçen gün bu türden sapıklıkların pençesinde bozulup gidecektir.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın