Efendi Hazretlerimize Yapılan Haksızlıklar Dosyası (13) Mahkeme İle Tehdit Etme Konusu | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Efendi Hazretlerimize Yapılan Haksızlıklar Dosyası (13) Mahkeme İle Tehdit Etme Konusu


İDDEF Ve İsmailağa Vakfı’nın Bizleri Mahkeme İle Tehdit Etme Konusu

Yazılarımıza tahammül edemeyen ve sorularımıza cevap vermek yerine gerçeklerin açığa çıkmaması için elinden gelen tüm çırpınışları gösteren İDDEF ve İsmailağa Vakfı yetkilileri, yazılarımıza  devam etmemiz karşısında Fâtih Medreseleri olarak bizleri mahkemeye vermekle tehdit etmeye başladılar.

Bizler 15 yıl boyunca onların dolaylı ya da endirekt yönlendirmeleri ve hedef göstermeleri neticesinde; tüm camiada her türlü hakka, hukuka, adalete, edebe aykırı söz, yazı, davranış ve eylemler ile tahkir ve tezyif edilirken: ”Firavun bunlar, Ebû Cehil bile bunların yanında daha iyi  kalır, bunlar şeytandan daha beter, kafir, Mason, Münafık, Mürted, İsrail Ajanı” gibi ağza alınmayacak ifadelerle taşlanırken, hocalarımız dövülüp, kaşları gözleri patlatılıp, ağızları burunları kırılırken tüm çabalarımıza, yalvarıp yakarmalarımıza rağmen, zararı kendilerine dokunmadığı için kıllarını dahi kıpırdatıp ses çıkarmayan İDDEF ve İsmailağa Vakfı yetkilileri; gerçekleri ortaya koyan yazılarımızın yayınlanmasıyla paniğe kapılarak cevap vermek yerine bizleri mahkemeye vermekle tehdit etme yolunu seçtiler.

Önce ”Efendi Hazretlerimize Yapılan  Haksızlıklar Dosyası, Hocalarımıza  ve Vekillerimize Yapılan Haksızlıklar Dosyası, Fâtih Medreselerine Yapılan Haksızlıklar Dosyası” konulu yazı dizilerimizin ilkine henüz başlamışken birdenbire İslami duyarlılık ve hassasiyetleri artan bu kişiler, Müslümanların kardeş olduğundan ve aralarında akıl, insaf, vicdan ile hareket etmeleri gerektiğinden, böyle davranılmazsa tüm camianın zarar göreceğinden dem vurmaya başladılar.

Neredeyse bütün çalışmalarını Fâtih Medreselerinin çalışmalarını engelleme sistemi üzerine kurmuş bu kişiler, hiçbirisinden de bir sonuç alamadıkları ve her hafta adımıza gönderdikleri mahkeme kağıdı ile hakkımızda suç duyurusunda bulunurlarken; İslam kardeşliği, edep, ahlak, insaf ve vicdan ile hareket etme sorumluluğunu akıllarından geçirmiyor, bizi insan yerine dahi koymuyorlardı.

Yazılarımızın  yayınlanması  ve camiamız üzerinde haklı bir teveccüh ve kabul görmesi sonrasında ise, bizi susturmak ve gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için ellerinden ne geliyorsa yaparak yazılarımıza devam etmemiz karşısında bizi mahkemeye vermekle tehdit etmeye başladılar.

Akıllarınca bizleri sindirip, susturabileceklerini zannediyorlar. Kendileri bize, yazılı ve görsel medyadan 24 saat kesintisiz hakaret ve saldırılarına hâlâ devam ederlerken, kapalı kapılar ardında hocamız ve arkadaşlarımız hakkında ölüm kararları alıp bu işin ihalesini birilerine havale ederlerken, İslam kardeşliği, edep, ahlak, akıl ve vicdani hislerle hareket etme sorumluluğunu düşünmeyen bu kişiler biz gerçekleri yazmaya başlayınca, bizi suçlayarak yıldırabileceklerini sanıyorlarsa çok yanılıyorlar.

Bizler on yıllarca bu camiada kavga ve kargaşa son bulsun diye çok çaba sarf ettik. Tek taraflı olarak yıllarca barış gelsin diye çırpınıp durduk. Kurslarımız içinde talebe varken yakıldı, Sustuk sabrettik. Arkadaşlarımızın dudakları patlatılıp gözleri morartılıncaya kadar dövüldüler, Sustuk sabrettik. 17 yaşında, pırıl pırıl bir hafız hocamızın kafasını çatlatılıp köprücük kemiği kırılıncaya kadar dövdüler, komaya girdi ve Ameliyata alındı, Sustuk sabrettik. İçinde ailesi,  kızları ve hoca hanımlar bulunduğu halde onları hatim merasimine götürürken hoca arkadaşımızı otobanda bariyerlere çarptırarak ölümcül bir kazaya sebebiyet vermek istediler, Sustuk sabrettik. Hocamızın sakallarından çekildi, yolları kesildi, Doğup büyüdüğü mahallesinden ölüm tehditleriyle hicrete zorlandı, Sustuk Sabrettik. Kurslarımızı kapattırdılar, Talebelerimizi elimizden alıp sokağa koydular, Hocalarımızı ve arkadaşlarımızı bizden ayırdılar, Sustuk Sabrettik.

Tüm bunlar olurken; “Hocamızdır, kardeşimizdir, büyüğümüzdür, küçüğümüzdür” dediğimiz kim varsa ne bir büyük olgunluğunu, ne bir küçük saygısını ne de bir hoca sorumluluğunu görmedik. Yıllarca yalvardık, yakardık bu kimselere; ”Yapmayın! Etmeyin! Gitmeyin! Bizi düşünmezseniz bile, Efendi hazretlerini düşünün! Camiayı  düşünün! Kendinizi düşünün! Bu adamlara yol vermeyin! Camiada bir ateş yakıldı, siz bu ateşe odun taşıyıp benzin dökmeyin! Birileri bu camia karışsın, iki cinayet işlenmiş bu camiada yeni cinayetler işlensin istiyor, siz bu işin teşvikçisi ve destekçisi olmayın! Şu adamlara yol vermeyin! Üzerimize bu kişileri saldırtmayın! Sahip olun sizden gaz alan bu kişilere!” dedik olmadı! Olmadı! Olmadı! Anlatamadık kimseye derdimizi!

En son geldiğimiz netice; bu insanlar hakkında biz ne kadar iyi niyetli düşünürsek düşünelim, ne kadar sabırlı olursak olalım, onlar bizim için kesinlikle aynı şeyleri düşünmüyorlar! Bizimle 15 yıldır, bizi yaşatmamak üzere bir savaşın içindeler! Ve bu savaşı da hiç bitirmeye niyetli değiller! O yüzden mecbur kaldık hakikatleri duyurmaya! Mecbur kaldık Efendi Hazretlerine yapılanları yazmaya! Mecbur kaldık bu camiaya, hocalarına, vekillerine, cemaatimize ve bizlere yapılanları anlatmaya! Kavgadan başka bir dil bilmeyen bu kişilerin mağrur ve tepeden bakan kibirli anlayışlarından asla vazgeçmediklerini gördük. Hâlâ tehdit ediliyoruz. Hala şikayet ediliyoruz. Hala bu kişilerden yana başımıza gelecek şerre karşı can, mal, ve evlat güvenliğimiz ve garantimiz yok.

Ancak bizler Allah’a dayandık ve çıktık yola. Bundan sonra Allah’ın bize en büyük ikramı olan Efendi Hazretlerimize ve cemaatine bu haksızlıkları yapanları ortaya çıkarmak hayatımızın en büyük gayesi ve en anlamlı işi olacaktır.

Böyle olsun ki Efendi Hazretlerimize noksan, aciz ve bâtıl gözlerle bakanların, asıl kendilerinin bâtıl olduğu ortaya çıksın! Ve bu kapıda sadece Efendi hazretlerimize müritlik yapılsın, Sadece Efendi Hazretlerimiz Mürşit kabul edilsin. Tâ ki mürşidi bol bulunan ve Efendi hazretlerinden başka müridin kalmadığı şu zamanda Efendi hazretlerimize ve cemaatine bu zulümleri reva görenlerin, içini boşalttıkları bu cemaatte açtıkları kötü çığır son bulsun.

Her şeye rağmen hak ve hakikatin sesi olmak bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

İsmailağa Derneği Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın