Efendi Hazretlerimize Yapılan Haksızlıklar Dosyası (14) | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Efendi Hazretlerimize Yapılan Haksızlıklar Dosyası (14)


Bir önceki yazımızda Efendi hazretlerimizi, hacı annemizi, hane halkını ve hizmet ekibini bezdiren İ.T. konusunu ele almıştık.

Ne gariptir ki o vakıf odalarında ne başkanlar değişti, ne kadrolar yenilendi, ama bir türlü arka plan fonu olarak sabit duran o meşhur İ. T. denilen şahıs değişmedi. Belli ki Seyfettin İnanç gibi o da yerini sağlama alıp garantilemiş olmalı ki kimse bu muhteşem ikiliye bir şey yapamıyor.

Ancak bu işin arka plan ve paralelinde bulunan bu kişinin, bütün fikirleri artık aşikâr olup gizlilikten çıkıyor.

Ey İ. T. denilen şahıs…

Bu camia ile oynama, geri planda yönetip tahakküm altına almaya çalışma, madde ve nüfuzunla bu milleti kontrol altında tutup korku ve dehşet salma aşkı sana sevdirildi. O yüzden senin, sevmiş olduğun bu kötü hareketlerden kurtulma şansın yok. “Tövbe kapısı açık değil mi” diye sorarsan; tövbe kapısı kapanmadı ancak, senin tarikat, şeriat bilmeyişin, marifetten, hakikaten zerre kadar anlamayışın, adap ve edepten nasibin olmayışın, nefis ve şeytanın sana oynadığı oyunlarla meşgul olma tutkun senin tövbe kapısından girmene mani olacaktır.

Şunu da unutma ki baskı ve korkuyla yıldırdığın çevrendekilerden biri, eğer şerrinden emin olabilseydi, Efendi hazretlerinin senin hakkında söylediğine şahit olduğu şu ifadeyi sana da söyleyebilir, şu acı gerçeği sen de görür ve herkesin duyduğu gibi sende duyabilirdin.

”Bunların Ekmeğini Bir Daha Bana Yedirmeyin!” O çay fabrikalarında çalıştırıp da paralarını ödemeyerek ya da ödemesini geciktirerek mağdur ettiğiniz insanların hakları, ne olduğu belli olmayan ticaretiniz sebebiyle hakkı geçen insanlar yüzünden Sultanımızın bu ifadesine muhatap oldunuz.

Yıllardır bu kapının rahmet oluşundan istifade ederek, meydanı boş bulup her türlü at koşturdunuz. Ama çok iyi biliyorsunuz ki “Hak sillesinin sadâsı yoktur, Bir vurdu mu hiç devası yoktur.”

Ümit ediyoruz ki bu sille, daha önce hocam hocam deyip de peşinden koştuğun kimselerin yediği tokat cinsinden olur. Şimdi sıra sende, zaten Efendi hazretlerinin hizmetinden uzaklaştırılmak senin gibi bir adama sille tokat değil midir ki başka musibetleri davet edici hareketlerine devam ediyorsun. Ama bunu anlayabilmek için asgari bir zeka ve edebe ihtiyaç var tabi ki…

Bir kere olsun kendi kendine şu soruyu sordun mu hiç?

“Ben bu milletin, bu camianın sırtından neler kazandım neler. Ancak karşılığında bu camiaya ne faydam dokundu, ben bu insanlara ne verebildim. Hep bu insanların sırtından kazandım. Maddi manevi kazandım. İtibar kazandım. Bu toplumda bir mevki kazandım. Peki benim bu insanlara ne faydam oldu?” diye düşündün mü hiç?

Sen böyle şeyleri düşünemezsin ama biz cevap verelim; Bu cemaat senin fayda vermeni değil, faydandan geçti, zararından emin olmayı senden bekliyor. Maddenle, kabalığınla, edepsizliğinle milleti ezdin ve kendinden kaçırttın. Zekeriya’yı ve diğer Vakıf yöneticilerini de yanına alarak karalama ve iddialarla camianın eskilerini dışlarken, yenilerini ya kendinize biat ettirdiniz ya da sindirdiniz. Hocaları da tefrikaya düşürdünüz ve böylece camiadaki gerçek vazifenizi yerine getirmiş oldunuz.

Ama artık bu millet uyandı. Bu ihvan uyandı. Bu cemaat uyandı. Bu tefrika ve fitnelerin bir takım şer paralel güçler tarafından yönetildiğini ve bu işin başına da maşa olarak kullanılmak üzere sizleri yerleştirdiğini anladı elhamdülillah.

Aynı zamanda bu cemaat, bu kadar ciddi konular anlatıldığı halde hadiselere yabancı kalan, çözüm üretmek yerine sorun üreten İDDEF ve İsmailağa Vakfının artık savunulacak hali kalmadığını da anladı. Bu millet susuyorsa, bir bildiği var da susuyor.

Elhamdülillah sindirilme bitiyor artık. İhvan uyanıyor. Bu sorumsuz kimseler de, kendilerine kurdukları şatolarına çekiliyorlar.

Sizin edepsizliğiniz, sizin kabalığınız birkaç sayfada yazmakla bitmez. Ciltler dolusu kitaplar yazmamız gerekir.

O yüzden Ey İ.T. şimdilik bu kadarla yetinip, bir daha ağzından çıkanı kulağının duyması gerektiğini ve gerek hacı annemize, gerek Efendi hazretlerimize, gerek camiamıza, gerekse bize ya da herhangi bir Müslümana karşı böyle uygunsuz ifadeler bir daha kullanmamanı sana hatırlatırız.

Hakikatleri ortaya çıkarmak bizden, ibret almak sizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

İsmailağa Derneği Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın