Fatih Medreseleri'nin Kamuoyuna İlanıdır | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Fatih Medreseleri’nin Kamuoyuna İlanıdır


21.11.2014 Cuma günü internet sitesinden ilan edilen ve “Masum Bayraktar Hoca’nın kendini meşru gösterme çabası bitmiyor, insanları aldatmaya devam ediyor” sözleriyle ve 15 sene önceki Efendi Hazretlerimiz (k.s.) adına uydurulan ya da çarpıtılarak sunulan hakkımızdaki asılsız ithamlarla olmadık iftiralar atan İsmailağa mütevelli heyetini kınıyoruz.

Camiamızda birlik ve beraberlik, barış ve kardeşliğin temini hususunda olumlu bir havanın esmeye başladığı bir zamanda üstelik Rabbimiz Hucurat suresinde; “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete erersiniz” buyururken,

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de; “Birbirinizle ilişkiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun. Müslümanın Müslümana üç günden fazla dargın durması helal değildir” (Tirmizi, Ebu Davud)  buyururlarken,

Olumlu giden bu gidişatın bozulmasına yönelik, birlik beraberliğin temeline adeta bomba koyacak tarzda yapılan bu açıklama, üstelik kucaklama mantığı asla olmadan, hep itici, hep uzaklaştırıcı ve ayrıştırıcı bir şekilde yapılan bu duyuruyu halkımız; “İşte fitnenin daniskasını yapıyorlar. Alemlere rahmet olan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) rahmet varisi olan Efendi Hazretlerimize en büyük iftirayı atmış oluyorlar. Zira Efendi Hazretlerimizin rahmet oluşu, onların bu itici ayrıştırıcı ve uzaklaştırıcı özelliklerinden çok uzaktır” şeklinde yorumlanmaktadır.

Kimsenin kendini meşru göstermek ve kandırmak gibi derdi yok.

Bizim derdimiz; camiamızda birlik beraberlik olsun, kava kargaşa son bulsun, sulh olsun derdidir. Karşımızda topyekün bir küfür cephesi, bize karşı bizi bitirmek için ittifak etmişlerken, Hristiyan’ı, Yahudisi, Şiası, Vahhabisi topyekün camiamıza karşı düşmanlıkta birleşirlerken, bizler Efendi Hazretlerimizin göstermiş olduğu imanın safında, hakiki ihvan kardeşliği safında nasıl olurda birleşmez de, birbirimizin aleyhinde olabiliriz?

Bize düşen aramızdaki ihtilafları yumuşak bir dille halletmek ve kardeşler arasındaki kırgınlıkları gidermektir. Zira bu, Cenab-ı Hakkın bize bir emridir.

Bizim derdimiz, Efendi Hazretlerimize layık evlat olabilmek, O’nun yüzünü güldürebilmek, O’nun idealleri doğrultusunda medreselere, hocalara, talebelere, ihvanımıza sahip çıkabilmektir. Millet okullara çocuklarını gönderirken, devlet kadrolarına yetişmiş hocalarını teslim ederken, medreseler bir bir kapanırken, bizler “Bir mahalle de daha bir medrese daha nasıl açabiliriz? Bir kişiye daha Efendi Hazretlerimizi nasıl tanıtabiliriz?” Çalışmalarını yürüttük ve Elhamdülillah Allah’ın yardımı ve Efendi Hazretlerimizin himmetlerini de her daim gördük ve görmeye devam ediyoruz.

Birbirimizi sevmek için, kardeş olmak için bunca sebeplerimiz varken, bize yakışan kardeşlerimizin ve dostlarımızın kusurlarını gidermeye çalışmak birbirimizi sevip, birbirimize kucak açmaktır. Yoksa insanların noksanlarını, zafiyetlerini ve bazı hoş olmayan hareketlerini görmek kemal değildir.

ASIL KEMAL; İnsanın kendi kusurlarını görmesi, onları izale etmeye çalışması ve kalbindeki kin, nefret ve adavet gibi hisleriyle mücadele edip yerine muhabbet ve sevgiyi yerleştirmesidir.

Kim bir kıl kadar islam’a, bu kapıya hizmet ediyorsa, bizim onu kucaklayıp, takdir etmemiz lazımdır. Karanlığa kızma, küfretme! Bir mum da sen yak! Hele ortalığı aydınlatmak için, karanlıkları nura çevirmek için çalışanlara asla kızma! Yapabiliyorsan destek ol, sen de yap! Ama yapamıyorsan bari yapanların hakkını takdir et! Hiç olmazsa engel olma! Ağlayamazsan bari gülmekten utan!

Öyleyse Ey kardeşler! Senlik ve benliği, ayrılık gayrılığı, fitne ve fesadı bir kenara bırakalım. Fitneden bütün alem mahzun, tefrikadan kimseye kar yoktur.

Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Zaman birlik olma zamanıdır. Zaman kardeş olma zamanıdır. Allah’ın ipine topluca sarılma zamanıdır. Toptan Allah’ın ipine sarılarak, hakiki ihvan kardeşliğinin tesisine bir katkıda da biz bulunalım ve böylece Efendi Hazretlerimizi (k.s.) memnun etmenin çabalarını sergileyelim.

Efendi Hazretlerimizin ifadesiyle; Bir daha gelin olmak yok! O yüzden gelin dedikoduyu, fitne ve kargaşayı, haset ve fesadı bırakarak şimdi ne yapmamız gerekiyorsa, hangi kalite de Efendi Hazretlerimizin davasının adamı, derdinin dertlisi, hocası, ihvanı, muhibbanı olmamız gerekiyorsa, işte fırsat, şimdi olalım, ilerisi dahası yok!

Gayemiz Allah görev sahamız tüm dünya, hedef kitlemiz ise bütün insanlık diyerek yeryüzünün tamamına, Kur’an’ın nurlu ışığını yaymak için hep birlikte çalışalım.

Yargısız infazlarla, iftira, gıybet, haset, fitne fesatlarla, birbirimizle didişerek şu cemaatin yürümesine ne olur artık kimse engel olmasın, olamasın!

Mevla Teala bizleri, kainatta aransa taransa bir eşi daha bulunması mümkün olmayan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den bugüne kadar birbirine ekli altın silsilenin son halkası, yaşayan evliyaullah’ın reisi, görüldüğünde Allah hatıra gelen, Kutbul Aktab, Gavsul Ettad olan, Allah katındaki hürmet ve saygınlığı, Kabe’nin hürmet ve saygınlığından daha büyük olan, şeyhlerin mürşidi, kamillerin önünde diz çökerek müridi olduğu Efendi Hazretlerimize ihvan yaptığı gibi O’nun yaşatmak, öğretmek için geldiği hakikatleri, marifetleri, zevkleri, sırları, hayretleri ve suskunlukları da yaşamayı bizlere nasip eylesin. (Amin)

Rabbim Efendi Hazretlerimizin kitaplara yazılmayan, ibarelere  sığmayan sırlarının ve hakikatlerinin tamamını bizlere ikram eylesin.

Efendi Hazretlerimizin ömrüne ömrümüzden ömür katsın. O’nun nefesini üzerimizde daim eylesin.

Yorum yapın