Fitnesiz Hayat Olur Mu? | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Fitnesiz Hayat Olur Mu?


Şu ifadeyi hep duyarız, “cemaatler arasında ya da aynı cemaat içinde neden fitne oluyor,  fitne olmasa daha güzel olmaz mıydı?”  Hâlbuki Rabbimiz, yaratılış gayemiz olan kulluk vazifemizi, hangimizin daha iyi becereceğini ortaya koymak için biz kullarını fitnelere, imtihanlara maruz bırakacağını beyan etmektedir. Ayrıca “sizleri hayır ve şer fitnesi ile imtihan edeceğiz, muhakkak ki sizin mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitne ve imtihandır” buyurmaktadır.

Cemaatler arası ve cemaat içi fitneler var deniliyor. Ancak fitnesiz  bir dünya mı var? Kainat fitne ve imtihan temeli üzerine kuruludur. Mevla Teâlâ “Evlatlarınız, mallarınız, aileleriniz, hayat ve ölüm, hayır ve şerden başınıza gelen her şey sizin için bir fitnedir” buyururken,  insanoğlu bir saat dahi fitneden, imtihandan uzak kalabilir mi?

Fitne olmasın demek, imtihan istememek demektir. Asıl mesele, bizim bu fitnelere bakışımızla alakalıdır.

Bizler bu fitneleri bir bela, musibet olarak mı görüyoruz, yoksa bu fitnelerden başarılı olarak, sabırla, rabbimizin emirlerini tutarak ona isyan etmeden çıkabiliyor muyuz, orası önemli. Yoksa fitne olmasın, fitnelerden ve imtihanlardan uzak kalalım, fitneden kaçayım da kurtulayım demekte en büyük fitnedir. Aynı şekilde cemaat içi ve cemaatler arası fitneler olmaya devam edecektir.

 

İnsanın sadece inandım demesi ile mesele bitmez. Müslüman fitnelere maruz kalsa da, imanında sebat edip, her türlü imtihandan halis kalple çıkmadıkça iş bitmiş sayılmaz. Nasıl ki altın, ocakta eritilerek içindeki muhtelif madenlerin karışımı temizlenir ve ona sonradan girmiş olan unsurlar arıtılırsa, fitneler de gönüllerin temizlenip arınması hususunda aynı rolü oynarlar.

Müminlerin fitnelerle denenip, imtihanlardan geçirilmesi değişmez bir esas ve Allah’ın nizamında yazılı bir kanundur.  “Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de denedik. Allah elbette doğruları bilir ve elbette yalancıları da bilir” (Ankebut suresi-3)

Zaman uzayınca, Allah’ın yardımı gecikince, fitne bir kat daha şiddet kazanır, bir kat daha katılaşır. İmtihan bir daha zorlaşır, bir daha şiddetlenir.  Ve bütün bunlara ancak Allah’ın koruduğu kimseler dayanabilirler.  Bunlar da ruhlarında imanın gerçekten yer  ettiği, o büyük ilahi emanete hak kazanan müminlerdir.

Şüphesiz ki Allah bu imtihanlarla müminlere azap çektirmek, bu fitnelerle işkence yapmak istemez.  İlahi emaneti omuzlamak için bu şarttır. Meşakkat dolu çalışmalara katlanabilmek için böyle özel bir eğitim görüp hazırlanmak gerekir. Aşırı arzulara karşı tam bir üstünlük temin etmek, acılara karşı gerçek manada sabır göstermek ve direnmek, fitnenin uzamasına, imtihanın şiddetine rağmen her zaman Allah’ın Nusret’ini ve inayetini bütün samimiyetle beklemek için özel bir eğitimden geçmek şarttır.

Fitneler, insanların ruhlarını arıtır ve pisliklerini izale eder. İç kuvvetlerini harekete geçirir,  uyarır. Fitne ve imtihanlar bütün ağırlığına, bütün zorluğuna rağmen onun demirini daha sertleştirir, daha güçlendirir. Bozguncu cemiyetlerden ancak Allah’a tam olarak bağlanan, Allah’ın zafer ve mükâfatına gönülden teslim olan, sarsılmaz inançlı, çelik fıtratlı kimseler geriye kalır. Ve işte en sonunda sancağı teslim alacaklar da bunlardır.

İmtihanın ve hazırlığın uzaması onları sıkmaz.  Çünkü neticeden emindirler.  Diğer yandan onlar emaneti ağır bedeller ödeyerek, büyük kıymetler vererek elde ettikleri, mihnetlere dayanarak kazandıkları için o uğurda yığınlarca acılara ve  fedakârlıklara katlandıklarından dolayı ona son derece saygı gösterirler ve kuvvetli sarılırlar.

Şüphesiz ki kanını ve iliğini harcayanlar, hayatını ve güvenini heba edenler, arzularını ve isteklerini feda edenler, her türlü işkence ve mahrumiyetlere dayananlar elbette ki,uğrunda fedakarlıklara katlandıkları emanetin değerini en iyi bilenlerdir. Bunca fedakârlıktan ve acılardan sonra basit değerler uğruna o emaneti başka ellere teslim etmezler.

Nitekim bir sahih hadis-i şerifte buyurulur ki:  “İnsanların en çok musibete uğrayanları Peygamberlerdir, sonra Salihler, sonra art arda gelen iyilerdir.  Kişi dinine göre belalarla imtihan olunur.  Eğer dininden vazgeçmez ise belası da artar.”

Müminleri  işkencelere maruz bırakanlar ve onlara karşı kötü davranışlar da bulunanlar ise, Allah’ın azabından kaçıp kurtulacak değillerdir. Düştükleri batıl yolda ne kadar şişip kabarırlarsa kabarsınlar, başardıkları ve galip geldikleri sanılırsa sanılısın, en sonunda Allah’ın vaadi ve kanunu tecelli edecektir.  “Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sanırlar? Ne kötü hükmediyorlar.” (Ankebut – 4)

Rabbim fitnelere karşı bizlere dirayet versin. Her türlü fitneden başarı ile çıkabilmeyi bizlere nasip eylesin.

Uyandırmak bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın