Gençliğin Önemi | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Gençliğin Önemi


Bir ülkenin en büyük güvencesi olan gençlik bir milletin geleceği gücü ve her şeyidir.

Değerli bir gençlik toplumun taze filizleridir, bir milletin vücudundaki kandır, bir milletin varlığını devam ettirebilmesi her bakımdan sağlam bir gençliğin olmasına bağlıdır. Nasıl ki suyu akışına bırakmak suyu zayi etmektedir, aynı şekilde geleceğimizin teminatı olan gençliğimizi ve gençlerimizi kendi haline bırakmak ve ihmal etmek geleceğimizi zayi etmektir.

İşte bu yüzden konunun hassasiyetine binaen Ayet-i Kerimler, Hadis- i şerifler ve sünnet ışığı altında, gençlikle alakalı son derece önemli konuları bir kaç gün sürecek yazı dizisi halinde sizlere aktarmayı uygun gördük.

KUR’AN VE SÜNNET IŞIĞINDA GENÇLİK  

Kuran-ı kerim-i incelediğimizde peygamberlerin davetlerini öncelikle gençler üzerine ve gençlerle beraber yürüttüğünü görüyoruz.
İlk insan ve peygamberle birlikte önemli hadiseleri üstlenen bazı gençlerden ve peygamberlerden söz edildiğini görmekteyiz.

Allah’ü Teâlâ onları kıssalarla örnek göstermekte, bizlerin de ders ve ibretler almamızı istemektedir. Mevla Teâlâ maide suresinde “hırs, kıskançlık ve nefsinin esiri olan Kabile karşı Habil’in Allah’a ve peygamberine karşı teslimiyet ve takvasını” bize göstermektedir.
Yine Kur’an ı kerimde bir genç olarak “İbrahim (a.s) dünyanın en büyük zalim hükümdarı Nemrut’un ülkesinde insanların toplumdaki batıl düşüncesini atalarımızdan böyle gördük diyerek kabul edilmemesi gerektiğini, putların ve sahte ilahların batıl olduğunu” anlatarak Allah’ın varlığının ve birliğinin tefekkür edilmesi gerektiğini öğrenmekteyiz.

Yine o kahraman gençlerden biri de Hz. Yusuf’tur. Hayatı boyunca birçok imtihanlarla denendi. Delikanlılığı sarayda geçen Yusuf (a.s)’ın etrafı sarayın genç ve güzel kadınlarıyla çeviriliydi. Genç Yusuf kendilerine çirkin isteklerden, iffet ve hayâ kalesine girerek Rabbine sığınmış olduğunu kuranı kerimden öğrenmekteyiz. Yusuf (a.s)’ın zindana atmak ve her türlü mahrumiyete katlanma pahasına olsa da Allah’ın emrine uyumanın, Nefsi isteklerinin peşinde koşmaktan daha önemli olduğunu bizlere göstermektedir.

Ashabı kehf’e gelince, Allah (c.c) için bir adamın kendilerine sunulan dünyanın günlük ve saltanatlarından daha değerli olduğunu ve kıyamete kadar gelecek tüm gençlere ibret alınacak örnek bir hareket yaptıklarını bize bildirmektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hayatına baktığımızda ise Peygamberimizin etrafında gençlerden oluşan muazzam bir kadronun olduğunu görmekteyiz. İlk müminlerin çoğu gençlikten oluşmaktadır. Hazreti Ali (r.a) 10 yaşında, Talha b. Ubeydullah (r.a) 13 yaşında, Zeyd b. Harise (r.a) 15 yaşında, Abdullah ibni Mesut (r.a) 16 yaşında ve daha bu yaşta olan nice genç sahabeleri görmekteyiz.

Peygamberimiz birçok mühim işleri de genç sahabeler ile yapmıştır. Zeyd b. Harise (r.a) genç bir delikanlı iken Peygamberimiz O’nu sahiplenmiş ve kölelikten azat etmiştir. Zeyd’in ailesi talep etmesine rağmen Zeyd b. Harise ailesini değil Peygamberimizi tercih etmiştir. Bu güzel davranışa mukabil Peygamberimizde onu evlat edinmiştir.

Peygamber (s.a.v) genç sahabelerin bu anlamda saygın fikirlerini de kabul etmiş. Uhud’da meydan savaşı isteyen genç sahabelerin görüşleri ile hareket etmeyi uygun bulunmuştur. Hicrette kendi yatağına o zamanlar genç olan Hazreti Ali Efendimizi yatırmış, Hayber de sancağı Hazreti Ali’ye vermiş, 18 yaşındaki Usame’yi aralarında Hz Ebubekir ve Hz. Ömer gibi ileri gelen cengâver sahabelerin önünde komutan olarak görevlendirmiştir. Üsame (r.a)’ın kabiliyetlerini fark eden Peygamberimiz sahabelerin şaşkınlıkla karşıladığı bir şekilde onu ön plana çıkarmış ve “Üsame (r.a) bu göreve layıktır” sözleriyle iltifat etmiştir. Musab b. Umeyr’i (r.a) diplomatik ilişkiler de görevlendirmiş ve Medine’ye ilk muallim olarak göndermiştir. Zeyd b. Sabit’i (r.a) vahiy katibi olarak yanında bulundurmuş, Muaz b. Cebel’i (r.a) genç yaşta Yemene davetçi olarak göndermiştir. 16 yaşındaki Erkam b. Erkam’ın evinde ilk İslam’a davetini başlamıştır. Gül yüzlü Peygamberimiz yaşantısında gençlerle daima iletişimde bulunmuştur. Bizlerin de her şeyden önce onların hukukuna saygı ve sevgi temelli ile bir yaklaşım geliştirmeliyiz, toplum olarak ta Nebevi bir yaklaşımla yaklaşmak hepimizin sorumluluğundadır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın