Mezheplere Bakış | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Mezheplere Bakış


Mezhep yol demektir, Dini manada mezhep Allah’ın hükümlerini ve Peygamberimiz tarafından uygulanışını zamana ve zemine göre Ayet ve Hadis ışığında işin ehli olan ulemanın içtihat ederek insanlara yol göstermesidir. Tamamen ayet ve hadislerden alınarak gösterilen bu yolun ismidir mezhep.

Ölçü tamamı ile ayet ve hadis ölçülerine uygun olmalıdır. İnsanlarımızın kasıtlı olarak ve anlamayarak Kur’an ve Sünnet’e dayanarak hüküm çıkaran âlimleri, kendi kafalarından hüküm yapanlar gibi görmesi veya bunları daha önceki milletler gibi kitaplarını değiştirdiklerini  zannetmeleri yapılan en büyük yanlışlardandır.

Mezhepler yeni bir din olmayıp aralarındaki ihtilaflar hiçbir zaman dinin temel meselelerini kapsamaz. Allah’ın varlığı ve birliği, Hazreti Muhammed’in peygamberliği, Kuranı Kerim’in Allah tarafından gönderildiği gibi kesin olarak bilinen konularda hiçbir ihtilaf olmamıştır.

İmani meselelerde ve imanın şartlarında hiçbir mezhep arasında farklılık yoktur. İmanın şartları her mezhepte altıdır. İhtilaf sadece dinin temel prensipleri ve genel kurallarının dışında kalan ferî meselelerdedir.  Abdest, gusül, namaz, oruç ile alakalı konularda ufak tefek ihtilaflar olmakla beraber uygulama hemen hemen aynıdır.

Bu konuda Efendimiz Yemen’e vali olarak gönderdiği Hazreti Muaz’a soruyor;

”Ya Muaz neyle hükmedeceksin? O da kitap ile hükmedeceğim diyor. Onda bulamazsam sünnet ile hükmedeceğim. Onda da bulamazsam içtihadım ile hükmedeceğim” cevabını vermesi üzerine Peygamberimiz; “Yüce Allah’a hamd olsun ki Peygamber’in görevlendirdiği elçiyi Peygamberinin razı olduğu şeye muvaffak etmiştir” buyurarak memnuniyetini göstermiştir.

Bu ve bunun gibi nice Hadis-i Şeriflerden ve  Kuran-ı Kerimdeki ayeti kerimelerden anlaşıldığı üzere mezhep asrımıza sahabeden, tabiinden ve tebe-i tabiinden ulemaların birbirine ittifakla aktararak günümüze kadar gelen tertemiz yollardır. Fakat zamanımızda bu nakil ve silsile yolunu bırakarak ”mezhepsizlik mezhebi” kuran bir takım ne yaptığını bilmeyen insanlar kendi menfaatleri ve İslam dışı güçlerin etkisi ile cahil insanımızı kandırarak alakaları olmadığı halde selefiyiz ifadesi kullanarak sapık yollarda çalışmalarını yürütmektedirler.

Selefilik asıl olarak ulemanın Peygambere kadar dayandığı bir yoldur. Ancak bunlar selefiliği mezhepsizlik mezhebi olarak kullanmaktadırlar. Bu kılıf altında kendilerine göre içtihat yapıp menfaatleri çerçevesinde ve tefrika yollarını açarak Müslümanların bütünlüğünün bozulmasını ve kuvvetlerinin gitmesini sağlayarak kâfirin uşaklığına hizmet etmiş olmaktadırlar.

Emperyalist güçler cemaatin bir takım paralel hareketleri ve devlet kademelerinde ki siyasetçilerin bir takım yanlış açıklamalarıyla halkımız içinde revaç bulmaya yol aramaktadırlar. Halkımız ecdadın, ulemânın, sahabenin yolundan vazgeçmeyip bunlara kulak vermeyecektir. Ancak Diyanet kadroları ve bir takım STK’lar bunlardan etkilendiğinden ve  derslerine iyi çalışmadıklarından  bunların bazı görüşlerinin sanki haklıymış gibi düşünüldüğünü görmekteyiz. Diğer İslâm ülkelerinde başardıkları tefrika ve bölünmeleri bizim ülkemizde de başarmamaları için bunlardan uzak durup dikkatli olmalıyız.

Bu konuda bütün ilim sahiplerinin evlatlarımızı ve gençliğimizi bilinçlendirip bıkmadan, yılmadan çalışmalarımıza ve ikazlarımıza devam etmeliyiz.

Neme lazımcılık yapan ülkelerin halini görmekteyiz. Gelin hep beraber pak olan halkımızın itikadını, amellerini koruyalım.

Birlik ve beraberliğe davet bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın