Müslüman Asla Tedbiri Elden Bırakmamalıdır | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Müslüman Asla Tedbiri Elden Bırakmamalıdır


Dünya hayatı içindeki en büyük ve en önemli dava, hiç şüphesiz İslam davasıdır. Bu davanın, liderliğini ilk üstlenen, davaya sahip çıkma hususunda Allah’a olan teslimiyetiyle ve gayretiyle çok mükemmel bir mücadele veren Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ümmetine dava karşısında nasıl davranılması gerektiğini göstermiştir. Çektiği sıkıntılar karşısındaki tavrı ve İslam uğrunda verdiği mükemmel mücadelesi ile Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ümmetine hatta tüm insanlığa örnek bir insan ve gerçek bir önder nasıl olunur göstermiştir.

İslam davası, içinde mükemmel güzellikleri barındırdığı kadar, çeşitli sıkıntıları ve zorlukları da barındırır. Ancak her ne olursa olsun mü’minler, bu zorlukların ve sıkıntıların üstesinden gelmek için mücadele vermeli, çalışmaya devam etmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve ashabı, nice hakaret ve işkencelere maruz kalsalar da davaya sahip çıkmaktan ve çalışmaktan asla geri durmadılar. Yapılan onca zulme karşı, onlar, bırakın geri durmayı, daha bir aşkla ve heyecanla vazifelerine sarıldılar.

İslam yolunda ortaya çıkan zorluklara ve sıkıntılara, birlik ve beraberlik içinde karşı koyan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve sahabesi, güçlü müşrik orduları karşısında mutlak zafer kazandılar. Birlik ve beraberliğin ortaya çıkardığı kardeşlik duygusu o kadar kuvvetliydi ki içeriden münafıklar, dışarıdan müşrikler mücadele ettikleri halde sevgili Peygamberimizin (s.a.v) etrafında toplanan ashabını bir türlü dağıtmayı ve yenmeyi başaramadılar. Sahabe-i Kiram, öyle bir aşkla ve muhabbetle Peygamberimize bağlanmıştı ki, hiçbir güç ve zorluk onları birbirinden ayıramadı.

Efendimizin (s.a.v.) dava arkadaşları, İslam mücadelesi esnasında karşılaşılan zorluklara hep göğüs gerdi ve tedbiri asla elden bırakmadı. Ayrıca Sahabe-i Kiram; “Bu davanın gerçek sahibi Allah’tır!” diyerek, hiçbir zaman rehavete kapılmadı ve gelecek her türlü kötülüğe karşı da sürekli tedbirle hareket etti. Davanın gerçek sahibi Allah’ımız (c.c.) olabilir, ancak ne olursa olsun Müslümanlar olarak şimdi bize düşen, tıpkı geçmişte olduğu gibi çalışmak ve tedbiri elden bırakmamaktır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Beytullah’ın yanında namaz kılarken secdeye vardığında üzerine deve işkembesi ve bağırsakları atılmış, İslâm’ı tebliğ için Taif’e gittiğinde taşlanmış ve bütün vücudu kanlar içerisinde kalmıştı. Uhud Gazvesi’nde kılıç darbeleri, atılan taşlar ve miğferinin halkalarının batması sonucu omuzu yaralanmıştı. Ayrıca bu savaşta Âlemlerin Efendisi olan Peygamberimizin yüzü kanlar içerisinde kalmış ve bir dişi de şehit edilmişti. Kâinatın en kıymetlisi olan ve Allah’ımızın en sevgilisi olan Peygamber Efendimizin başına gelen bu hadisler, bizlere ders veren çok önemli ibretlik hadiselerdir. Yaşanan bu acı hadisler, bizlere açıkça şunu göstermektedir. Müslümanlar, her daim tedbirli olmak zorundadır. Nasıl olsa dinin sahibi Allah (c.c.)’tır diyerek bir şey olmaz mantığı ile tedbiri elden bırakmak ise oldukça yanlış ve zararlı bir düşüncedir. Kısacası Müslüman, her zaman ve zeminde mutlaka tedbirli olarak yaşamalıdır.

İslam davası uğrunda yaşanan sıkıntı ve zorluklar, sadece geçmişe has bir şey değildi. Din yolunda ortaya çıkacak zorluklar ve tehlikeler kıyamete dek hep var olacaktır. O nedenle de Müslümanın mücadelesi de kıyamete dek sürecektir. O gün münafıklar içeriden, müşrikler de dışarıdan taarruzda bulunuyordu. Bu günse aynı taarruz, devam etmektedir.

Son olarak bir hatırlatmayı yaparak yazımıza sonlandıralım; “Küfrün hizmetkârları, içeriden ve dışarıdan çalışarak sürekli tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Müslümanlar olarak bizler bu tehlikeleri bertaraf etmek istiyorsak, birlik ve beraberliğimizi bozmadan, aşkla, muhabbetle ve ciddiyetle vazifelerimize sımsıkı sarılalım ve tedbiri asla elden bırakmayalım. Eğer, çalışmayı terk eder ve tedbiri elden bırakırsak, sürekli zarar göreceğimizi de unutmayalım.

Tedbirli olmak bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın