Nikâh'ın Önemi Neslimizin Durumu | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Nikâh’ın Önemi Neslimizin Durumu


Nikâh; Lügatte bir araya getirmek, toplamak, birbirine katmak ve ilave etmek manalarına gelir. Dinde bir akid neticesinde meydana gelen birleşme ve bir araya gelmeye nikâh (evlenme) denilir.

Nikâh (evlenmek) meşru bir akittir.  İslâm’da evlilik teşvik edilmiş ve olabildiğince kolaylaştırılmaya çalışılmıştır. Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Ey gençler topluluğu!.. Sizden kimin evlilik yükümlülüklerine gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik, gözü ve ırzı, harama karşı daha fazla koruyucudur…” (Buhâri, Savm)

Evliliğin meşruluğu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir. Kuran’da: ‘‘İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden Salih (mü’min) olanları evlendirin.’’ (Nur,32) buyrulur.

Hz. Peygamber (s.a.v)’de ‘‘Nikâhlanın çoğalın, çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm.’’ Bir diğer sözlerinde de; ‘‘Evlenmek benim Sünnetimdir. Kim benim bu Sünnetimden ayrılırsa o benden değildir.’’ Buyururlar. Evlenmek konusunda ayeti kerimeler ve hadis-i şerifler çoktur ve bizlere Nikâhın İslam müessesesinde ne kadar büyük bir yere sahip olduğuna işarettir.

Rabbimizin isteğine binaen evliliğin yapılıp yapılmamasını fakihler insanların durumlarına göre düzenlemişlerdir.

1) Farz olan evlilik: Çoğu fakihlere göre, kişi, evlenmediği takdirde zinaya düşeceğine kesin kanaat getirir, oruç ve benzeri şeylerle fuhşa düşmekten kendini koruyamaz durumdaysa, mehir, eşinin nafakası ve şer’i evliliğin masraflarını da karşılamaya muktedir (güç yetiriyor) ise ona evlilik farzdır.

2) Haram olan evlilik: Kişinin evlendiği kadına, evlilik masraflarını karşılayamama ya da bir başka kadınla evlendiği takdirde adaletli davranmama gibi yönlerden zarar vereceği, zulmedeceği kesinse evlilik haram olur. Çünkü insanı harama götüren şey de haramdır. Evlenmediği takdirde zinaya düşmek gibi evliliği farz kılıcı, karısına zulmedecek olmak gibi evliliği haram kılıcı iki durum birlikte olursa evlilik haram olur. Çünkü bir şeyde helal ve haramın birlikte olması halinde haramlık yönü daha ağır basar. Nefsi, şehvetlerden korumak için oruca devam etmeyi tavsiye eden “Ey gençler zümresi! Sizden her kim evlenmek külfetine gücü yeterse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü (haramdan) daha çok men eder. İffeti daha çok muhafaza eder. Nikâh külfetine muktedir olmayan kimse ise, oruç tutsun.” (Müslim) hadisi ve şu ayeti kerime buna delildir. ‘‘Evlenemeyenler Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar.’’ (Nur, 33) Bu takdirde bile evlilik tercih edilmelidir, denilebilir. Çünkü erkeğin evlilikten sonra huyu yumuşar, insanlarla ilişkisinde incelme olur, kasveti hafifler, sorunları yok olur. Oysa evlenmediği zaman büyük ihtimal onun zinaya düşeceğidir.

3) Mekruh olan evlilik: Kadının haklarını yerine getirememekten korkulursa evlenmek mekruh olur.

Nebevi bir metot olan Peygamberi yaşam tarzı bize her daim örnek membaıdır. Kainatın Efendisi 25 yaşında iken Hz. Hatice annemiz ile evlenmiş ve mutlu bir hayat geçirmiştir. Efendimiz ile Hz. Hatice annemiz beraberliğinde göze çarpan en önemli husus, sıcak bir dostluk ve arkadaşlıktır.

Toplumun çürümesine sebep olan başlıca işlerden birisi, kadın-erkek arasındaki gayri meşru ilişkilerdir. Bu açıdan İslâm dini, evlilik dışı cinsel ilişkiyi (zina, fuhuş… gibi) yasaklamış, hatta yasağın daha da caydırıcı olması için birtakım cezai müeyyideler getirmiştir. Ancak burada asıl önemli nokta, “ İslam dininin, ferdi, bu tür davranışlara götürecek olan bütün yolları kapaması ve oluşmasını önleyici tedbirler almasıdır.

Bu tedbirlerin en başında:

-Kadın ile erkeğin kendileri için belirlenen tesettür kurallarına dikkat etmeleri,

-Birbirine helâl olmayan kadın ile erkeğin yalnız başlarına bir arada bulunmaması gerektiği gibi hususlar gelir. Ki, bu hususta bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: “Bir kadınla bir erkek bir yerde baş başa kaldıklarında üçüncüsü şeytandır.” (İbn-i Hanbel, Müsned, I, 227; III, 339)

Bunlara ilâve olarak kadınla erkeğin; “dokunma ve musafaha (el sıkışma)” gibi benzeri fizikî temaslardan sakınması;“ihtilat”, yani kadın ile erkeğin karışık bir hâlde bulunduğu ortamlardan da ayrıca uzak durması, dikkat edilmesi istenen diğer hususlardır.

Bugün batının gençlerimize empoze etmeye çalıştığı fuhşiyat had safhadadır. Bunun yanı sıra Batının pisliğini kendine rant edinmiş habis düşünceli bir takım kişi ve kurumlar dizi, film, internet gibi materyaller ile pisliğini gençlerimize servis etmekteler. Müslüman kimse, kişiliğinin gerektirdiği şekilde hareket etmelidir. Kendini harama sevk eden işlerden, arkadaşlardan, ortamlardan kendini arındırmalıdır.

Yorum yapın