Okullarda Öğretmenlerin Durumu ve Eğitimci Şuuru | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Okullarda Öğretmenlerin Durumu ve Eğitimci Şuuru


Evvela bilinmelidir ki eğitimci olmak yeryüzünün en mühim, en kutsal görevidir.

Zira bütün Peygamberler ve Efendimizde (s.a.v.) birer eğitimci idiler. Buda öğretmenlerin Peygamber mesleği icra ettiklerinin bir göstergesidir. Bu yüzden bir eğitimci sadece ilim olarak bildiklerini değil Peygamberimiz (s.a.v.) gibi yüksek ahlak sahibi olmalı, hem bilgisini hem de ahlakını öğrencilerine aktarmalıdır.

Dinimiz eğitim ve öğretime büyük değer vermiştir. Bu eğitimin başarılı olması için hiç şüphesiz eğitimciye karşı hürmetinde o denli mükemmel olması lazım ki, istifade de o denli yüksek olsun.

Bununla beraber eğitimcide, yapmış olduğu işin şuur ve ciddiyetinde olmalıdır. Elinin altına teslim edilen öğrencileri Allah’ın bir emaneti olarak görmelidir. Günü doldurma, ayı geçirme yani memur mantığında olursa bu eğitim resmi boyutların dışına çıkmayan ruhsuz bir öğretim olur. Tabi ki geliş gidiş saatlerine dikkat etmeli vazifesini yerine getirmelidir.

Ancak vazifesine hem kalbini hem de ruhunu katarak bütün benliğiyle işine odaklanmalıdır. Öğrencisini kendi evladı görüp ona göre onunla ilgilenmelidir. Yaptığı hizmetin memuriyetten öte, sorumluluğu yüksek bir görev olduğunu unutmamalıdır.

Böylece henüz bir hamur misali şekillenmeyi bekleyen gerek küçük yaştaki gerekse genç yavrularımız, onu örnek alacak hem bilgisini hem de hayatını öğretmenine göre şekillendirecektir

Öyleyse bir öğretmen hem kendisi hem de yetiştireceği öğrencilerini yüksek hedefte yetiştirmeli, aydınlık gelecek için yavrularımızın kurduğu hayalleri gerçekleştirmeleri için onları yönlendirmelidirler.

Fatih Sultan Hazretleri bir gün hocası Molla Gürani’ye; “Lalam sence benden İstanbul Fatihi olur mu?” diye sorduğunda, Molla Hüsrev Fatih’e; “Şehzadem senden bırak İstanbul’u, Cihan Fatihi olur” diye cevaplayarak hem hayaline destek olduğu gibi ufkunu da genişletmiştir.

Saygı görmek için evvela sevmek gerekir, eğitimci kişi öğrencilerini sevmeli ve sevgisini ona hissettirmelidir. Bununla birlikte öğrencileri ile bir bağ kurarak talebelerinin hayatına girip onları kendisi yönlendirmelidir. Eğitimci ile öğrenci arasında ki bağ ne kadar kuvvetli olursa eğitimde o derece kaliteli ve başarılı olur.

Tabi bu arada cinsiyet uyumluluğu da şarttır. Zira bu denge sağlanmadığı takdirde bütün ifade ve çalışmalar boşa gidecektir. Çünkü yaratılış itibariyle arada yaş farkı ne kadar olursa olsun karşı cinsler birbirlerine karşı meyilli ve zayıf yaratılmışlardır. Ayrıca erkeğin ruh halinden erkek, bayanın ruh halinden bayan daha iyi anlayacağı muhakkaktır.   Dolayısıyla eğitim de buna dikkat etmemek öğretmenleri ve öğrencileri son derece zafiyete uğratacaktır.

Milletimizin Dünya toplumları arasında söz sahibi olacağı bir konuma gelmesi için en büyük görev öğretmenlere düşmektedir. Çünkü toplumu idare eden siyasetçiler, eğitecek öğretmenler, hukukçular, doktorlar hep onların elinden geçmektedir. Bundan dolayı Öğretmenlerin İslami şuur ve ciddiyet anlayışında olmaları ve vazifelerine dava gözüyle bakmaları kaçınılmazdır.

İşin ciddiyetini anlatmak bizden, ciddiye almak sizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın