Örnek Ecdadımız | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Örnek Ecdadımız


Bugün, tüm dünyaya “Çanakkale geçilmez” sözünün söylendiği gündür. Yakın tarihimizdeki kahramanlık destanlarından birisi ve en önemlisi Çanakkale zaferidir. 18 Mart 1915 Çanakkale zaferinin, milletimizin tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.

1915 de İngiltere ve Fransa başta olmak üzere büyük devletler ortak ordularına, sahip oldukları çokça vasıtalara, hadsiz, hesapsız mühimmatlarına, donanmalarına ve her bakımdan üstün toplarına güvenerek, bizim de balkan savaşlarının milletimizin sinesinde açtığı yaralarının henüz kapanmamış olduğuna, atacağımız her bir mermiyi, yiyeceğimiz her bir lokmayı hesap etmeye mecbur kalmış, yoksul bir kuvvet olduğumuzu düşünerek, akıllarınca ufak bir hareketle boğazı geçecekler, Müslüman milletimizi tarih sahnesinden silecekler ve Osmanlı devletini yok ederek asırlardır süre gelen haçlı zihniyetini dünyaya hakim kılacaklardı ve bu ümitle Çanakkale Boğazı’nı zorladılar.24 denizaltı, 600bin tonilato, 1155 büyük top, 13 torpido gemisi, 231 müstahkem gemi ve uçaklarla günlerce ufuklardan, bulutların üstünden, denizlerin dibinden ateş ve ölüm yağdırıyorlardı. Karşı tarafta ise yalnız sinesini ve imanı siper olarak kullanan, şanlı Mehmetçik vardı. Bu muazzam planın bir tek hesap hatası vardı: yoksul zannettikleri hasımlarının iman gücünü akıllarına getiremediler. Şehadet aşkıyla dolu olan Mehmetçiğin göğsündeki iman kayasına çarptılar ve iflas ettiler.

Bununla da yetinmediler şanslarını bir de karadan denemeye kalkıştılar. Bir de orada şehit oğlu şehit, kahramanlar kahramanı Mehmetçik’in süngüsüyle boylarının ölçüsünü alıp yıkıldılar. Bu da ikinci iflasları oldu. Askerî anlamda çok üstün saydıkları planları ve savaş taktikleri Çanakkale Boğazı’nın serin sularında boğuldu. Her anı bir destan olan Çanakkale zaferi Rabbimizin ‘’sizinle savaşanlarla, Allah yolunda sizde savaşın’’ emrine uyarak, bir düğüne gider gibi ölüme göğüs geren kahraman ecdadımızın destanıdır. Bu zafer Kuranı, bayrağı, vatanı, milleti, dini ve devleti için canını Allah yolunda feda eden, böylece Hakk’ın rızasına eren bir milletin şahlanışıdır. Bu zafer; anaların biricik evladını bağrına basıp, başına ve eline kınalar yakıp, cepheye gönderdiği bir savaştır.

İşte böyle başı ve eli kınalı Mehmetçiğe komutanı kınalarının sebebini sorar. Mehmetçik bilmediğini söyler. Anasına mektup yazarak elindeki ve başındaki kınanın sebebinin açıklanmasını ister. Kınalı elleri havada, secde izi alnında, kefeni olarak giydiği çarşafı sırtında olan Mehmetçiğin anasının izah getiren mektubu şöyledir: Evladım biz üç kurban verir bunları da kınalarız. Kurban keserken koyun ve kuzularımızı kınalar, bunları Allah’a kurban ederiz, kızlarımızı kocaya gönderirken kınalarız kocalarına kurban olması için. Bir de vatana kurban için askere gönderdiğimiz evlatlarımızı kınalarız. Allah’a kurban, kocaya kurban, vatana kurban olsun diye. Din, vatan ve millet uğruna kanını, canını, malını ve her şeyiyle cihat etmiş, toprağı şehit kanlarıyla sulamış, Allah’a kurban, vatana kurban diyen dedelerimiz; hak rızası için, bu vatana gâvur girmesin diye, “La ilahe illallah” davası için, hiç çekinmeden kanlarını sebil, canlarını kurban etmişlerdir.

Onlar siperden sipere koşarken hayallerinde analarının helalliği, dudaklarında yüce Rabbimizin mübarek kelamı vardı. Ve onlar için şu ayeti kerimeler okunuyordu: ‘’Allah yolunda öldürülenlere sakın ha ölüler demeyin onlar bilakis diridirler. Rableri katında rızıklandırılırlar.’’ ‘’Fakat siz bu işi anlayamazsınız.’’ Onlara Allah yolunda can vermeyi, şahadeti, sevdiren ise, kulaklarında çınlayan peygamberimizin müjdeleyici o kutlu sözleridir: Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip tekrar öldürülmeyi, sonra diriltilip tekrar öldürülmeyi ne kadar çok isterdim. …milletimiz, bu savaşlarda 253.000 e yakın askerini ve çok sayıda yetişmiş insanını kaybetmiştir. Her şeye rağmen bütün İslam âlemine ve ezilmiş milletlere yeni bir ışık yeni bir umut olmuştur.

Bu savaş, iman gücünün, vatan sevgisinin, dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunun zamanın; en güçlü ve donanımlı ordularına karşı koymakta en önemli bir unsur olduğunu ortaya sermiştir. Bugün de aynı ruh ve inanca ihtiyacımız vardır. Yeni yetişmekte olan neslimize; bu vatanın nasıl kurtarıldığını, o günleri yaşayan dedelerimizin neler çektiklerini, yaptıkları fedakarlıkları göstermek istiyorsak; Çocuklarımızı iyi terbiye etmek, dinlerini, imanlarını öğretip, onları başı boş bırakmamak, dost ve düşmanlarımızı tanıtıp, başka milletlere ve başka dinlere özenip, onları taklit etmelerinden, cehalet ve sefalet bataklıklarında boğulmaktan evlatlarımızı kurtarmak zorundayız. Bunları yapmadığımız müddetçe, sadece hamasi nutukların atıldığı tören ve merasimler ile bir yere varamayız. Ömür servetimizin her an tükendiği şu dünyadaki en büyük nimet; Cennet misali vatanımıza ve milletimize faydalı, dinî ve milli değerlerimize saygılı, Çanakkale’yi geçilmez kılan dedelerinin yolundan giden, imanlı, ahlaklı, terbiyeli ve hayırlı bir nesil geride bırakmaktır.

Can nasıl emanet ise bize; Dinimiz, imanımız, vatanımız, kitabımız ve kutsal değerlerimiz de öylece emanettir bize. Bu kutsal emanetleri korumak uğruna gerektiğinde dedelerimiz gibi bizlerde şehadete seve seve koşacağız. Uğrunda binlerce şehit verilmiş vatanımız, şüphesiz ki bizim gözbebeğimiz, namusumuz, her şeyimizdir. Vatan edinilmiş bir toprağa, düşmanın yan gözle bakması bile, o vatanı savunma hakkı verir bize. Din için, vatan için, millet için ölmek; hepimizin boynuna bir borçtur. Sahipsiz kalan memleketin batması haktır, sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Her milletin uğurunda kurbanlar vererek vatan edindiği toprakları koruması ve tehlike anında savunması en tabi hakkıdır.

Toprağı vatan yapan da budur. İnsanımızı hassaten gençliğimizi dün Çanakkale’de püskürttüğümüz devletlerin kapısında bekçi olmaktan onların fikirlerine özenti duyan durumuna düşmekten kurtarmak istiyorsak Çanakkale’de şehit olan ecdadımızın kemiklerini sızlatmak istemiyorsak elimizden gelen tüm imkanları seferber etmemiz lazımdır. Çanakkale zaferi bir vatanın bir milletin kurtuluşudur. Kurtuluş savaşının tetikleyicisidir. Vatansız topraksız kalan milletlerin ne hale geldiğini bugün Filistin Irak ve benzeri ülkelerin örneğinde de olduğu gibi çok iyi görmekteyiz. Çevremizde çeşitli planlarının yapıldığı çeşitli oyunların oynandığı günümüzde Çanakkale zaferinin önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.

Çanakkale zaferini iyi anlamalı ve orada kanlarını toprağa döken şehitlik mertebesine ulaşan atalarımızı hiç unutmamalı, gelecek nesillerimize de Çanakkale’de şahlanan ruhu ve imanı Müslüman milletimizin mayasını oluşturan ruh ve iman olduğunu hissederek ve bu duygularla bütün şehit ve gazilerimizi rahmet minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

Tebrik ve takdir hayırla yâd etmek bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

FATİH MEDRESELERİ YAZI İŞLERİ KURULU

Yorum yapın