Akrabalık İlişkileri | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Akrabalık İlişkileri


Günümüzde şehirlerin giderek kalabalıklaşması ile beraber sosyal ilişkilerde oldukça zayıflamış, modern hayatın getirileri insanı daha da yalnızlaştırmıştır. İnsanlar bir arada bulundukları halde adeta aralarında görünmez duvarlar varmış gibi birbirleriyle iletişimden yoksun hale gelmişlerdir. İlişkilerin menfaat temeli üzerine inşa edildiği, insanların çoğu zaman kendilerine menfaatler sağladığı ölçüde başkalarıyla ilgilendiği, hatta böyle bir menfaat temini söz konusu olduğunda kendinden önce başkalarını tanımlamaya kalkışıldığı, uhrevi ve inanç boyutundan uzaklaşmanın yaşandığı ve bunun sonucu olarak da çoğu kez üst kattaki komşunun alt kattakinden habersiz yaşadığı, aileler ve yakınlar arasındaki irtibat ve ilişkilerin zayıfladığı, nesiller arasında kalın duvarların örüldüğü, vefa, haya, İffet gibi bizi biz yapan değerlerin kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemde yaşamaktayız.
İşte söz konusu olumsuzlukların giderilmesi veya asgariye indirilmesinde Sıla- i rahimin, başka bir ifadeyle akrabalık, komşuluk ve dostluk bağlarının güçlendirilmesinin etkisi inkâr edilemez. Bu itibarla bayramlar, kandil geceleri gibi özel ve önemli geceler birbirimizden kaçış anları değil, birbirimize yakınlaşma anları olmalıdır.
Başkalarını unutan insanın, kendisinin de onlar tarafından unutulacak olması açıktır. İnsanların zor gününde onların yanında yer almayanlar, kendileri de zora düştükleri günde kimseyi yanlarında bulamayacaklardır. Bu itibarla anne babamızı, eşimizi dostumuzu unutmamalıyız.

Müslümanlar arasında kardeşlik hakları bulunmasının yanı sıra yakınlar arasında bir de Sıla-i Rahim konusunda ele alınacak haklar olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Akrabalarını ihmal edip, ziyaret etmeyen kimselerin bulundukları meclise, Allah’ın rahmetinin inmemesinden büyük bir tehdit olur mu? Hâlbuki Müslümana yakışan, insanlarla iyi ilişkiler içerisinde olmak ve böylece dünyayı gerçek anlamda yaşanılabilir hale getirmektir. Zira Peygamberimiz (S.A.V) mümini şöyle tanımlamıştır: “Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur” buyurmuştur.
Nice yüklü paraların ve malların tamir edemeyeceği kırık kalpleri, dünyası kararmış insanların, bir selam gibi, nasılsınız gibi bir sevgi ve şefkat sözcüğü hayata bağlayabilmektedir.
Toplumsal hayatta hemen her şeyimiz hedefleyip, arzuladığımız şekilde cereyan etmeyebilir. Yakınlarımız arasında zaman zaman çeşitli sebeplerle hoş olmayan hâdiselerle karşılaşmamız mümkündür. Bu bağlamda akrabamız bizi terk etse, görüşmek istemese, hatta kötülük yapsa bile, şuurlu bir Müslüman olarak akrabalık bağlarını koparmamalıyız. Eyyub el-Ensari (R.A) akrabalık konusunda Efendimiz (S.A.V) in şöyle buyurduğunu söylemiştir. “Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küsüp ayrı durması helal olmaz. Birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürü de öte tarafa çevirir. Hâlbuki bunların en hayırlısı önce selam vermeye başlayandır.”
Akraba ve dost ziyaretlerini pekiştirmeli, sıklaştırmalı ve asla küçümsememeliyiz. Bu düşünceyle başta anne babamız, kardeşlerimiz, arkadaş ve dostlarımız olmak üzere imkânlarımız ölçüsünde yakınlarımızın ziyaretlerine gidip hal ve hatırlarını sormalı, sıkıntı ve üzüntülerini paylaşmalı, problemleri varsa imkânlar nispetinde çözümüne yardımcı olmalıyız.
Bunun dinimizin bir gereği olduğunu unutmamalıyız. Ayrıca akraba ile ilgiyi koparmanın ve onlara kötü davranmanın büyük günahlardan olduğunu da hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Sıla-i Rahim’e teşvik bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.
Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın