Aranmayan Çare Maneviyat | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Aranmayan Çare Maneviyat


Allah’ın rahmeti, bereketi, inayeti hepimizin üzerine olsun. İnsanı ayakta tutan manevi duygulardan uzak kalmanın ne denli zor olduğunu daha öncede sizler ile paylaşmıştık, ancak insan bazı şeyleri yakini yaşamadan daha iyi anlaması ve kavraması zor oluyor.

Halkımız “neden bu kadar çok bunalıma giriyorlar” diye baktığımızda baş sebebin maneviyatsızlık, namazsızlık dinden, ibadetten uzak yaşantının olduğunu görmekteyiz.

İnsanlar artık İslamsız, dinsiz, namazsız, maddi ve manevi değerlerinin çöktüğünü anlamış fakat yaşantı olarak hayata geçirme hususunda gayretsiz ve bir değimle de başsız kalmışlar.

İslam eğitimi almamış veya bir şekilde uzak kalmış veya bizler hakkı ile çalışıp yeterince ulaşmamız gereken yerlere ulaşamamışız.

Tabii olarak dünyada sıkıntısız yaşamanın, mümkün olmadığını insanoğlu ve müminler anlamış vaziyettedir ama ne çare ki, bir gayretsizlik, gevşeklik vuku bulmuş, öylece ömrümüzü bitirmektedir.

Genel manada insanları sıkıntıya düşüren ve buhran geçirmesine neden olan konular başta maneviyatsızlık, uzun emeller ve sahipsizliktir.

Bazı insanlar bu sıkıntılarına ahiret çerçevesinde göğüs gerip “amenna Hak’tan ne gelirse baş tacıdır” diyerek büyük teselli kaynağından istifade ederek kendilerini korumaktadırlar. Buda istisna insanlara özgüdür.

Peki, bizler aile efradımız sabırla yaşamayı, sıkıntılara göğüs germeyi, her bir şeyi Hak’tan bilip, Hakka sevgi ile boyun bükmeyi, dünyanın bir imtihan yeri olduğunu ne kadar anlaya biliyor ve kabulleniyoruz.

Ailemize, çoluk çocuğumuza nasıl öğretmeliyiz dersek, cevabı küçük yaşta eğitimde diye cevap buluruz. Bizler çocuklarımızı 4 yaş, 4 ay, 4 günlükten itibaren medrese terbiyesi ile yetiştirip, İslam dini üzere bilgiyi yükleyip, teslimiyet şuurunu zihinlere yerleştirmeliyiz.

Dışardan gelen baskılara dik durursak, dünya kaygısından çok ahiret kaygısı taşırsak bu olacaktır. Bununla beraber vatan evlatlarını seven ve geleceklerini düşünen birer idareci ve bireyler olarak, sokaklarda yatan kimsesiz, fakir, balici olmuş, tinerci olmuş körpe yaşlarında sokaklara itilmiş, gariban yavrularımıza sahip çıkarak başarılı olabiliriz.

Hiç kimse bir müminin tırnağı, canlarını feda edenlerin vatan fedailerimizin ayağındaki toz bile olamaz. Fakat bizler İslami hassasiyeti halkımıza veremezsek o zaman ne hallere düştüklerini hep beraber görmekteyiz.

Manevi eğitimden yoksun olan insanlar gençlerimizi ancak bunalım, ikilem, ayrımcılık ve kavgaya götürmekten başka bir şey yapmamaktadırlar.

İşte sahip çıkılması gereken, tutulması gereken konu varsa isyana giden yolu kesmektir, sivrisineği değil bataklığı kurutmaktır. Bunun tek çaresi de yüce kitabımız Hazreti Kur’an’dır.

Bizler bu vazifeye sevdalıyız. Kur’an nurunu tüm dünya üzerinde ne kadar millet, ne kadar ülke var ise oralara ulaştırmak gayesindeyiz. Allah’ım bize bu aşkı, bu şevki en zirve derecede versin ve bizleri bu uğurda, bu yolda başarılı kılsın.

Sultan Fatih, çağ açıp çağ kapatarak peygamberimizin hadisi şerifine nail oldu. Bizlerde Mevla Teâlâ’nın “nurumu mutlak tamamlayacağım” ayetinde Kur’an-ı hâkim kılacağını ve İslam dininin mutlaka muzaffer olacağını ifade ve işaret etmiştir. Öyleyse  ve bu vazifeyi elbette bazı insanları vesile ederek o şahsiyetlerin elleriyle bunu yapacak.

Yarab! Bizler bu davaya sevdalıyız, Sen bizleri başarılı eyle, hazır bizler varız bu yolda, bu uğurda bizleri vesile et, bizi mahcup ve mahzun etme demeliyiz.

Ya Rab ayaklarımızı sabit kıl, başarılı bir kul, başarılı bir ümmet, başarılı bir fert, başarılı bir aile reisi olmaya muvaffak et.

Selam ve Dua ile…

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın