Besmele Hamdele, Salat Ve Selamdan Sonra | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Besmele Hamdele, Salat Ve Selamdan Sonra


Pek muhterem Mustafa Ekinci Hocam…
Bu satırlar aracılığıyla sizi en kalbi muhabbetlerimizle selamlıyoruz.
Allah’u Teâlâ sizi Efendi Hazretlerimizin manevi mirası ile şereflendirsin, üzüleceğiniz şeylerden ve her türlü kaza ve belalardan sizleri korusun. Âmin
Kıymetli Mustafa Ekinci Hocam, Allah’u Teâlâ sizi kâinatta azdan az kişiye nasip olan çok kıymetli bir makama koydu, Peygamber Efendimizin hakiki varisi olan Efendi Hazretlerimizin müridi, hocası ve onun davasının vazifelisi kıldı Elhamdülillah. Onun cemaatine, ihvanına ilim okutabilmeyi, insanların cehaletten kurtuluşuna vesile olacak ilim yolunu size nasip etti Elhamdülillah.

Bu vazife çok güzel, çok önemli bir vazife olmakla beraber; size, bize hepimize o denli sorumluluk ve mesuliyet yükleyen bir vazifedir. Siz Efendi Hazretlerinin ihvanısınız. Onun yetiştirmiş olduğu hocasısınız. Piyasada bol bulunur mürşitlerden herhangi birinin değil; Efendi Hazretleri’nin ihvanısınız. Diyanet’in yüzbinlerce imamından herhangi bir hoca değil, Efendi Hazretlerinin hocasısınız.
Hocam son zamanlarda yaşadığımız birtakım hadiseler, camiamızın içinde bulunduğu sıkıntılı haller hepimizin oturup bir durum tespiti yapmamıza, tavsiye ve yapıcı ikazlarla birbirimizin terakkisine gayret etmemizi zorunlu hale getirilmiştir.
Peygamber aleyhisselatu vesselam efendimizin hadisi şerifi uyarınca hepimiz sorumluluk sahibi olan çobanlarız. Elimizin altındaki başta çoluk çocuğumuzdan, talebelerimizden, hocalarımızdan, cemaatimizden ve ihvanımızdan sorumluyuz. Hepimiz, Peygamber aleyhisselatu vesselam efendimizin vazifesini yürüten Efendi Hazretlerimizin vazifelisiyiz. Efendi Hazretlerimizin hepimizin üzerinde sonsuz hakkı vardır. Hiç birimiz, bu konular beni ilgilendirmiyor ve beni bağlamıyor diyemeyiz. “Biz Birbirimizin kıymetini bilelim ki başkaları da bilsin.”
Öyleyse bizler, sahip olduğumuz nimetlerin değerini çok iyi bilelim. Efendi Hazretlerimizi, cemaatimizi, tek tek her bir ihvanımızı ve vatanımızı gözümüz gibi sakınalım! Ve düşünelim; dağlar gibi kum yığınlarını  küçücük çocuklar dahi elleriyle dağıtabiliyorlar.

Eğer bu kum ya da çakıl yığınlarını çimento ile yoğurursanız; kaya gibi bir beton ortaya çıkıyor. Ve artık kimse elle kırıp karıştıramıyor. Küçücük kum ve  çakılları birbirine bağlayıp sapasağlam hâle getiren çimentodur. Aynı şekilde bizi de birbirimize bağlayıp tek vücut ve parçalanmaz yapan harç, İslam kardeşliğidir! Gençliğimize ve Ümmete Kurulan Tuzak: Böl! Parçala!  Ve Yut! ”
Gençliğimizin hali ortada. Ümmetin içler acısı hali malum. Geçmişten bugüne Müslümanlar hakkında İslam düşmanlarının tek bir hedef ve gayeleri var: Böl! Parçala! Ve Yut! İslam düşmanlarının bizi içimizden çökertme planı budur.
Etrafımızdaki Müslümanların başlarına gelenleri görmüyor muyuz? Bosna’da, Azerbaycan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de Suriye’de, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da, Eritre’de enerjilerini ve kaynaklarını birbirleriyle uğraşmaya kullanmaktan, düşmana karşı kendilerini savunacak gücü kalmadığı için vahşice katledilen, hunharca doğranan Müslümanları, yakılıp yıkılarak bir insan mezbahasına çevrilen İslam Âlemini, harabeye döndürülen şehir ve kasabaları görmüyor muyuz? “Felaketlerimizin asıl sebebi: Fitnedir.”

Kıymetli Mustafa Ekinci Hocam. Müslümanların başlarına gelen felaketlerin hemen hepsi, tefrika yüzünden gelmiştir. Kazandığımız başarıların ve zaferlerin tamamı ise birlik beraberlik kardeşlik ve dayanışma sayesinde kazanılmıştır! Müslümanların birbiriyle uğraşmasından iki tarafa da kâr yoktur! . Bu kavga ancak onları birbirine düşürenlerin işine yarar: Siyonizm’in işine yarar, Amerika’nın işine yarar, Batının işine yarar. Ancak Müslümanların  işine yaramaz.

O yüzden birlik beraberlik çerçevesinde Sultanımızın kontrolünde toplanalım. Cemaatimizi muhafaza edelim. Birbirimizi öteleştirmeyelim. Sultanımızın nefesini özellikle cemaatimizin üzerinde hep beraber hissettirelim.

Yoksa bizler tarikattaki yok olmayı şeyhinin davasının savunulması gereken yerde yok olmak mı zannediyoruz?
Rüzgârlar şiddetli estiğinde, fırtınalar felaket getirir diye  korkulduğunda köklü çınarlar gibi dimdik durmak yerine, eğildikçe eğilmek ve bir daha belini doğrultmamak mıdır yok olmak?
Susmayın Hocam, susmayalım!
Hep beraber ortada bir haksızlık var ise, yanlış var ise zulme de, zalime de, yanlışa da, yanlışı yapana da sessiz kalmayalım Hocam.
Hele bu konu Efendi Hazretlerimizin konusu ise, Onun davası ise, Onun derdi ise bizler haykırmalı, kendimizi parçalamalı değil miyiz  Hocam?
Bu konu benim sorunum değil diyebilir miyiz Hocam?
Hani söz vermiştik: Efendi Hazretlerimizi kimseye heba ettirmeyecektik?
Hani Onun namusunu her şeye rağmen vikaye edecektik?
Hani Onun her sözünü başımız gözümüz üstünde her şeyden önemli emir telakki edecektik?
Hani o bize makara ipliğiyle Fatih Camii’ni çek gel dese, itirazsız çekip gelecektik?
Hani Efendi Hazretlerimize rağmen bu cemaatin üzerinde kimsenin nüfuz kurmasına ve kimsenin Efendi Hazretlerini üzmesine izin vermeyecektik?
Hani bizler; kim olursa olsun Efendi Hazretlerine yanlış yapan, biz onların karşısına dikilecektik?
Ne oldu bize be Hocam?
Neden böyle olduk?
Hepimizin mi üzerine ölü toprağı serpildi?
Bizler bugün konuşmayacaksak, bugün Hakkı haykırmayacaksak ne zaman konuşacağız?
Ne zaman Hakka sahip çıkacağız? Âlimleri susmuş, hocaları yılmış ve bezmiş  ümidini kaybetmiş kişiler yaşayan ölüler değil midir?
Neden susuyorsunuz Hocam, neden susuyoruz?
Bugün konuşmayacaksak, peki ne zaman konuşacağız?
Bugün Efendi Hazretlerimizin davasına sahip çıkmayacaksak, peki  ne zaman sahip çıkacağız?
Bırakın artık Hocam, bırakalım. Efendi Hazretlerimize teslim olduğunu zannedip de Efendi yerine koyduğumuz ancak Efendi Hazretlerini teslim alanlardan medet ummayı?
Bırakalım artık Efendi Hazretlerinin, hayatları boyunca nazla, niyazla ayaklarını sıvazlayarak bu kapıda idare ettiklerinden bir şeyler beklemeyi?

Onu bunu bırakalım da biz kendimize bakalım Hocam? Ve soralım kendimize :
Ben ne yaptım bu camianın yılgın yığınlarına Ümit olmak için?
Ben ne yaptım hangi adımı attım? Hangi kılımı kıpırdattım? Ne zahmet ve çile çektim?
Yoksa ben bu davanın, Efendi Hazretlerimin sadece iyi gün dostu muyum? Diye soralım kendimize… Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. Hani bizim tomurcuk derdimiz?
Hani bizim Gelecek Nesil Mollalarımız?
Camiamızın geleceği ne olacak diye düşündük mü hiç?
Bir kedinin, bir köpeğin neslinin devamını düşündüğü kadar, nesli tükenmekte olan ve devamlılık sorunu yaşayan bu cemaatin geleceği ve devamı için ben ne yaptım diye soralım kendimize.

Yoksa Efendi Hazretlerimiz bize bu dünyada ya da ahirette şöyle hitap edip: Ey Mustafa’m,  Ali’m, Ey Ahmet’im, Mehmet’im…
Sen neden herkesin susup benim hakkımı savunmadığı bir zamanda, herkesin gücün ve güçlünün yanında olup da onların peşinden gittiği bir zamanda neden sen benim yanımda olmadın?
Herkes benim hakkımı hukukumu korumak uğrunda hiç bir şey yapmaz iken, peki sen neden  kılını kıpırdatmadın? Bu hususta sen hangi çabayı gösterdin? Hangi kavgayı verdin? Sen hangi fedakârlık ve teslimiyet örneğini sergiledin?
Herkes kendisine benden başka mürşit bulmuş gibi davranırken, peki sen neden onların kötü gidişatına hiçbir şey demedin?
Benim derdimi, benim davamı, benim yolumu devam ettirmek için kimse kılını kıpırdatmadı peki sen neden hiçbir şey yapmadın diye sitem ederse, biz bu siteme mahcubiyetten ve pişmanlıktan başka hiçbir şey diyemeyiz.

Bizler sizi çok seviyoruz Hocam.
Sizler bizim için çok kıymetlisiniz. Sizler bizim kederimizi sevince dönüştüren kardeşlerimizsiniz.
Bu kardeşlik, anne baba bir kardeşlikten daha önemli ve önceliklidir bizim için.
Bu kardeşlik dünya hayatı ile sınırlı olan, ölümle sona eren geçici bir kardeşlik değildir bizim için. Bu kardeşlik ölümden sonra da devam edecek olan ve bizi ebedi Saadet yurdu olan cennet ve Cemalullah’a kavuşturacak iman kardeşliğidir, İhvan Kardeşliğidir. Bizler akraba olmasak bile birbirini Allah için seven kardeşleriz. Çünkü Bizler Efendi Hazretlerimizin ihvanıyız.

Kalbimizde iman, aramızda kardeşlik, başımızda Efendi Hazretlerimiz, içimizde birlik ve beraberlik bulunduğu sürece; Mevla Teâlâ bizleri koruyacak, düşmanlarımızın ve bizim birbirimize düşürüp görmek isteyenlerin fitne ve fesat planları boşa çıkmaya mahkûm olacaktır.

Allah’ım Efendi Hazretlerini koruyup gözetsin. Onun nefesini üzerimizde daim etsin. Onu başımızdan eksik eylemesin. Onun ahlakını, Onun samimiyetini, her zerresini her zerremize İkram eylesin.
Allah’a emanet olunuz.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

 

 

Yorum yapın