Çareyi İslam'da Aramak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Çareyi İslam’da Aramak


Sadece İslam, Yalnız İslam’ı anlattılar. Efendimiz (S.A.V) İslam, başka düşüncelerin, kültürlerin ve örflerin yedek parçası olmaz buyurdular. Mekke müşrikleri yanına geldiler. Dediler ki; “Biraz Hubel’e, biraz Menat’a biraz Uzza’ya biraz da Allah’a secde etsek olmaz mı?” Müşriklerin cüretkâr teklifine karşılık cevap gecikmedi ve Hazreti Cibril şu ayetle geldi: ‘‘De ki: Ey kâfirler, ben sizin tapmakta olduğunuz şeylere tapmam.’’ Allah’a secde eden bu baş ondan başkasına boyun eğmeyecektir.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) ve onun güzide ashabı hayatlarının her alanında Yalnız İslam, Sadece İslam, dediler. İçerisinde bulundukları her koşulda, çektikleri her sıkıntı ve meşakkatlerde, Allah’a (C.C) olan bağlılıkları daha da arttı. Çünkü onlar biliyorlardı ki; “Gevşemeyin üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.”

İnsan hayatı için en güzel ve en doğru olan tek bir sistem vardır, o da İslam’dır. İnsanlığın gerçek kurtuluşu olan İslam’da elbette ki siyaset vardır. Ancak yalan ve dolanın, iftira ve hakaret gibi daha nice kötülüklerin meskeni haline gelen politikanın, İslam’da asla yeri yoktur.

Siyaset, kaynağını küfür ehlinin hastalıklı düşüncesinden değil de İslam’dan alırsa gerçek siyaset olur. Oysa günümüzde yapılan şey siyaset değil, politikadır. Yani dürüstlük yerine yalanın ve yolsuzluğun kol gezdiği, adalet yerine sürekli mazlumun ezilip güçlünün kollandığı bir anlayış hâkim yeryüzünde. Bırakın İslami değerleri, insani değerlerin bile hiçe sayıldığı bir idare anlayışı hâkim olduğundan, dünyada hiç kimsenin yüzü bir türlü gülmüyor.

İnsanlık, siyasetin kurtarıcılığına inanıyor. O yüzden de sahneye çıkan her yeni politik figüre ve figürana biraz daha sıkı sarılıyor. Sanki her yeni olan eskisinden farklıymış gibi. Oysa İslam’dan beslenmeyen her şeyin sonu hüsranla biter. Buna siyasette dâhil. Kısacası siyasetin kurtarıcılık vasfı kendisinde değil İslam’la mümkündür.

Dürüst, ilkeli, temiz, güzel ve adil siyaset, ancak ve ancak özünü İslam’dan alırsa ve sırtını yine İslam’a dayarsa ayakta kalabilir ve başarıya ulaşabilir. Bunun yanında politikacılarımızın da arzu edilen siyasilere dönüşebilmesi için örnek alacakları kişiyi çok iyi seçmesi gerekir. Politikacıların kaliteyi yakalayıp gerçek siyasi bir kimliğe kavuşması da kuşkusuz en mükemmel örnek olan Peygamber Efendimizi (S.A.V) çok sıkı takip etmekle mümkün olacaktır. Ülke idaresine talip olanlar, Efendimizi takip noktasında ne ölçüde başarılı olurlarsa, siyasi alanda da o derecede başarı elde edeceklerdir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Mescid-i Nebeviyi hem cami, hem de komuta ve yönetim merkezi olarak kullanırlardı. İbadetlerin yanı sıra, savaş kararları, ekonomik, sosyal ve iktisadi kararlar da yine Mescid-i Nebevi de alınırdı. Çünkü din ve siyaset bir bütün halinde Müslümanları ilgilendiriyordu.

Efendimiz (S.A.V) döneminde siyaset, dinden kopuk bir halde değildi. Kısacası dinde siyaset olur, ancak siyasetin dini olmaz. Şimdi derin bir tefekkürle düşünmeliyiz, Müslümanların yönetim şekli İslâm mı olmalı, yoksa diğer beşerî ideolojiler mi? Allah’ın kanunlarını mı tercih etmeliyiz, yoksa beşerî sistemlerin kanunlarını mı?

Gayr-i İslâmî sistemlerden razı olmak, kendi cellâdına âşık olmak gibi bir durumdur. Bugün yeryüzünde ne kadar bozgunculuk, talan, soygun, tecavüz ve hakların gasp edilmesi varsa, bunların hepsi beşerî sistemlerin ürünüdür. Beşerî sistemlerde zalimler güçlü, mazlumlar ise köle hükmündedir. Beşerî sistemlerin temelinde, haklının değil, güçlünün menfaati esastır.

Dini siyasete alet etmek ve siyaseti din gibi görmek haramdır. Ama siyaseti İslam’ın emrine vermek her Müslümanın üzerine vaciptir. Müslüman Hakkın hâkimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olmalıdır. Yapılacak her çalışmada Müslümanların İslamiyet’i yaşamalarına tesis hazırlamalıdır.

Son olarak siyasetin ve siyasilerin amacı seçimler de üstünlük sağlayıp makam elde etmek değil, içinde bulunduğu topluma ve gelecek nesillere istenilen ölçülerde hizmet etmektir. Toplumun ve neslin teminatı, beşer aklın ürettiği politikada değil, Allah (C.C) ve Resulünün (S.A.V) ölçülerine riayet eden siyasette saklıdır.

İslam’ı güzel anlamak bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın