Cömertlik | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Cömertlik


Cömertlik eli açıklık demektir. Yani sahip olduğumuz herhangi bir eşyayı veya güzelliği başka insanlarla paylaşma duygusudur. Cömert insanlar mal ve mülkün geçici olduğunu, önemli olan insanların gönlünü kazanmak olduğunu bilir ve tüm hayatlarını bu gayeyi geçirmek uğruna harcarlar.

Cömertlik Allah’ında çok sevdiği duygulardan birisidir. Kullarının cömert olmasını ister. Çünkü Allah’ta insanlara son derece cömert davranmış, bize her türlü güzelliği, her türlü nimeti vermiştir. Hiçbir kimse sahip olduğu malı başkasıyla paylaştığı için fakir düşmez. Aksine Allah cömert insanların malına bereketini koyarak malının bereketini arttırır.

Zekâtın İslam’ın beş şartından biri olduğunu hepimiz biliyoruz. O zaman cömertliğin ne kadar önemli olduğunu, gerçek bir Müslüman olmak için cömert olmak gerektiğini de biliyoruz. Allah imtihan gereği bazı insanlara çok, bazılarına ise az mal vermiştir. Dünyanın dört bir köşesinde yaşayan insanları gözlemlediğimizde bazılarının zenginlik içinde yüzdüğünü, bazılarının ise yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğini görüyoruz. İşte Allah’ın imtihanıda tamda burada başlar. O, bizi sınamaktadır. Bize verdiği nimetleri ihtiyacı olan insanlarla paylaşıp paylaşmayacağımıza bakıp ona göre bize sevap veya günah yazmaktadır. Tüm insanlar cömert olsaydı dünyada açlık ve sefalet yaşanmazdı. Bir insan her şeyden önce cömert olacak.  Bu erdeme sahip olmayan biri, birçok güzel erdemlerden uzak demektir. Unutmamalıyız ki bu dünya gelip geçicidir. Sahip olduğumuz mal bizde ebedi kalmayacaktır. O zaman paraları istiflemek yerine ihtiyaç sahiplerine dağıtmak, cömertlik yapmak en iyisidir. Böylece hem insanları, hem de Mevla’mızı mutlu etmiş oluruz. Mevla’mızı mutlu etmek ise kendimizi mutlu etmek demektir. Zira Allah hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmaz. Karşılığında bize cenneti bağışlar. Sahabe hayatına baktığımızda birçok sahabenin cömertliğiyle ön plana çıktığını görmekteyiz. Allah yolunda bir mücadele olduğunda, kimileri malının bir kısmını, kimileri yarısını, kimileri ise malının tamamını Allah yoluna infak ettiğini görmekteyiz.

Osmanlıyı incelediğimiz zaman ise bir zamanlar zekât verecek fakir bulamayarak başka vilayetlerde fakirler ararlardı. Demek ki Allah yoluna vermekle, eksilmek yerine büyük bir artışla Rabbimiz muamele yapmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde, Allah resulünün hadisi şeriflerinde, vermeye yani Allah yolunda harcamaya, cömertliğe teşvik edilmiştir. Rabbimizin de buyurduğu üzere “Allah’ın rızasını arzulamakta olduğunuz halde, vermiş olduğunuz herhangi bir zekât yahut sadaka varya, işte sana ancak onlar gibi bağışlarda bulunanlar, sevaplarını kat kat artılaranların ta kendileridir.” buyrularak cömertlikle malın bitmez tükenmez bir bereketin olacağını rabbimiz beyan etmiştir.

Allah Resulü ise “Cömertlik cennette bir ağaçtır, dalları ise dünyaya sarkmıştır. Kim o dallara tutunursa-yani cömert olursa- o dal onu cennete çeker” buyurmuştur.

Kişi cömertlik yaparken kendinden değil zaten rabbimin verdiklerinden veriyorum, O benim yolumu açmasaydı, ticaret kabiliyeti, kazanç bilinci, çalışma kuvveti vermeseydi ben ne yapabilirdim diye düşünmeli, gücü nispetinde Allah yolunda vermekten korkmamalı, çekinmemeli. Çünkü Allah verene veriyor, vermeyene ise kısıyor.

Cömertlik Bizden, Dua Fakirlerden, Rıza Mevla Teâlâ’dandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın