Darbe Belasından Kurtulmak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Darbe Belasından Kurtulmak


 15 Temmuz gecesi şer odaklı kirli eller, ülkemizde bir darbe girişiminde bulundu. Pek çok vatan evladı bu hain olay karşısında canını siper ederek şehid oldu. Yine pek çok insan bu darbe girişiminde yaralandı. Rabbim şehitlerimize rahmetiyle muamele eylesin, tüm yaralılarımıza da acil şifalar ikram eylesin.

Allah’ımızın yüksek yardımıyla ve halkımızın da imanlarından aldıkları güçle dik duruşu sayesinde bu şer oyunu bozulmuş oldu. Rabbim böylesi bir ihaneti bu vatan evlatlarına bir daha göstermesin.

15 Temmuz gecesi yapılan bu darbe, maalesef ülkemiz topraklarında gerçekleşen ilk darbe değildi. Dışardan ve içerden beslenen ihanet şebekesi ne yazık ki geçmişte de darbeler yaptı. Bu topraklar, ilk askeri darbeyi 27 Mayıs 1960 yılında gördü.  Daha sonra 12 Eylül 1980 yılında ikinci bir darbe şoku yaşadı. 12 Mart 1971 ve 28 Şubat 1997 yılında gerçekleşen muhtıralarla yine vatanımızın göğsüne hançer saplandı. 27 Nisan 2007 yılındaki e-muhtıra, Balyoz Darbe Planları ve İrticayla Mücadele Eylem Planları gibi daha pek çok karanlık olaylar gördü bu ülke! Kısacası Türkiye, darbelere alışık bir ülke!

Küfrün kanlı eli, ne yazık ki İslam coğrafyalarını tarumar ediyor. Yakıp yıktıkları ülkeler ve katlettikleri Müslümanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Ülkemizin etrafına baktığımızda her yer adeta ateş altında cayır cayır yanıyor. Acımasız kanlı el, belli ki bu kez gözünü cennet vatanımıza dikmiş durumda. İstiyorlar ki etrafımızdaki ateş bizi de yaksın. Tarumar olan İslam ülkelerine bir yenisi daha eklensin. Akan Müslüman kanı hiç durmasın.

Müslüman kanıyla beslenen küfür ehli duracak gibi gözükmüyor. Kâfir kâfirliğini sonuna kadar yapıyor. Peki, biz Müslümanlar, onlar kadar dinimizi yaşamakta ve yaymakta bu kadar haris miyiz? Bu belaların başımıza gelmesinde bizim hiç mi payımız yok? Kur’an’a müracaat ettiğimiz de kavimlerin helak oluş sebeplerinin veya bir belayla karşılaşmalarının hep yapılan hatalar neticesinde gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz. Demek ki tüm belalar, yapılan hatalardan dolayı başımıza gelmektedir. Darbe de çok açık bir beladır. O nedenle toplum olarak hepimiz bu belanın gelmesinde az veya çok pay sahibiyiz. Başımıza gelen bu belanın sıkıntısını hep beraber çekiyor olmamız bunun en açık delilidir. Kısacası kavimler ya da toplumlar belaları aslında kendileri davet ederler.

Son olarak şunu söylemek gerekirse darbe belasından emin olmak ve bir daha böylesi acı hadiseleri yaşamak istemiyorsak, toplum olarak tabandan tavana herkesin kendisini bir muhasebeye çekmesi ve ben ne hata işledim de bu sıkıntı başıma geldi demesi gerekir. Kendimizi istenilen kıvamda sorgular ve hatamızı anlayıp yaptığımız yanlışlardan dönersek işte o zaman kâfirin oyunları da etkisi de üstümüzden kalkar. Rabbim hatlarımızdan hakkıyla ders çıkarabilmeyi ve kendisine hakkıyla yönelebilmeyi nasip eylesin!

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın