Dinimize Sahip Çıkmalıyız | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Dinimize Sahip Çıkmalıyız


Batı ülkeleri, onlarca yıldır ülkemiz üzerinde fiili olduğu kadar fikri ve kültürel anlamda da açıktan ya da gizliden saldırılar düzenlemektedir. Farklı farklı yöntemler kullanan küfür ehli cenah, öyle ki aramıza girerek, bizden gibi görünerek hatta dinimizi öğrenerek bizleri içerden yıkmak için büyük mücadeleler vermekteler. Bugün yüzbinlerce belki de milyonlarca kişi maalesef bu haince planlanmış çalışmalardan etkilenmiş durumdadır.

İslam dinine saldırmayı vazife edinenler son zamanlarda dinimize ait kaynakları itibarsızlaştırma yoluna başvurmaktadırlar. Deminde bahsettiğimiz gibi yıllardır İslam’a zarar vermek için farklı yöntemlere başvuranlar, bu kez saldırının dozunu arttırmış gibi görünüyorlar. Gerçi İslam dinine ait olan Kur’an ve Hadis gibi sarsılmaz ve en temel kaynaklara yönelik itibarsızlaştırma çabaları her devirde olmuştur. Ancak şunu da baştan bilmek gerekir; Yüce Kitabımız Kur’an’a ve Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hadislerine yönelik saldırı girişimleri ne kadar sinsice ve şiddetli olursa olsun asla başarılı olamayacaktır. Peki, bu kanıya nerden varıyoruz? Elbette ki Yüce Rabbimizin açık seçik beyanından anlıyoruz. Hicr Suresinin dokuzuncu ayeti kerimesinde Allah’ımız (c.c.) bu hususta şöyle buyuruyor: “Şüphesiz o Kur’an’ı biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”

İslam’a karşı olan saldırıların, dolaylı yoldan seyrine mukabil direk olarak da yapılması; İslam dininin yeryüzündeki tek aktif din olmasından kaynaklanmaktadır. Amerika’dan tutunda Avrupa ve Asya ülkelerinde yaşayan pek çok insanın İslam dinine geçmesi, elbette ki dünyaya hâkim olma egosuna sahip olan küffarı korkutmaktadır.

Dinimize zarar vermek isteyenler, içimize sızarak bu işi daha kolay yapabilmektedir. Özellikle İslami sahada akademik kariyer yapmış bazı kişilerin, bu etiketi kullanarak tahribatın boyutunu arttırması, şer odaklı palanların işleyişine çanak tutmaktadır. O nedenle Rabbin dahili ve harici tüm tehlikelerden dinimizi, vatanımızı ve milletimizi muhafaza eylesin.

Yapılan kirli propagandalar ile itibarsızlaştırma çalışmaları en çokta belli bir ilmi seviyeye sahip olmayan halkımızı etkilemektedir. Zaten asıl geye de yapılmak istenen de tam budur. Halkımızın zihnini bulandırarak ve dinden uzaklaşmasını sağlamak. “Kuran-ı Kerim’in manasını bilmedikten sonra okumanın anlamı yoktur. Sahih-i Buhari Hadis kitabında mevzu hadisler vardır.” gibi ifadelerin halk arasında dolaşması ve sıklıkla telaffuz edilmesi bizlere yapılan karalama operasyonlarının ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Hatta İmam-ı Azam gibi büyük âlimlere dil uzatmak, bugün neredeyse sıradan bir hal alma durumuna gelmiştir. Ve bunun gibi daha nice yanlışlıklar, edepsizlikler halkımızın aklına sokulmaktadır.

Dünyada üzerinde İslam’a ve Müslümanlara yönelik saldırıların dozunun artması, bizleri asla ümitsizliğe düşürmemelidir. Çünkü İslam dininin sahibi ve koruyucusu Ahlat’tır (c.c.). Dışarıdan bakıldığında kafirlerin eli ne kadar güçlü gibi gözükse de hakikatte asıl güçlü olanlar, İslam’ın tarafında olanlardır. Ancak bu avantajlı duruma sahip olmak, yan gelip yatmamız anlamına gelmez. Kâfir, küfrünü kusa kusa nasıl şedit bir şekilde mücadele veriyorsa biz Müslümanlarda en az onlar kadar hatta onlardan çok daha fazla çalışmalı ve mücadele vermeliyiz. Nasıl ki şer odakları her sahaya müdahil olarak fitne ve tefrikayı körükleyerek dinimize zarar veriyor, bizlerde o zararları bertaraf etmek için çalışmalıyız. Bunun da yolu; ilmi ve ameli noktada üzerimize düşen sorumluluğu azami ölçüde yerine getirmekten geçiyor. Rabbim tüm ümmeti Muhammed’e bu hususta şuur, gayret ve başarı ikram eylesin.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

 

Yorum yapın