Dünyada İyi Olanlar Değil İyi Oynayanlar Kazanır | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Dünyada İyi Olanlar Değil İyi Oynayanlar Kazanır


Bugünkü yazımızın başlığını, halk arasında dolaşan ve sıklıkla duyduğumuz bir ifadeden yola çıkarak koyduk. Toplum içinde uluorta söylenen bu ifade, ilk duyuşta kulağa hoş gelebilir. Ancak dikkatlice düşünüldüğünde kullanılan bu cümlenin içerdiği yargı, oldukça yanlıştır. Pervasız ağızlardan çıkan, sanki iyi olmayı bir eksiklikmiş gibi gösteren bu söz; iyilik gibi yüce bir değeri hiçe saymaktadır. Hâlbuki insanlık tarihine baktığımızda iyilik yapmak veya iyi bir insan olmak hep teşvik edilmiştir. Yani iyilik, aslında tüm insanlığın arzuladığı ortak bir değerdir. Hal böyleyken iyi olmak yerine iyi oynamanın teşvik edilmesi oldukça hatalı bir bakıştır. İnsanın dünyevi menfaatler elde etmek için olmadığı gibi görünmeye çalışması, münafıkça bir ahlakın ürünüdür. Münafıklık ise hiçbir Müslüman’a yakışmaz. Ayrıca müminler her türlü kötü ahlaktan sakındıkları gibi kötü olan şeyleri teşvik eden sözlerden de sakınmalıdır. O nedenle ağzımızdan çıkacak her kelama mutlaka dikkat etmeliyiz. Çünkü kulağa hoş gelen her söz, içerdiği anlam bakımından her zaman aynı güzellikte olmayabilir. Rabbim ifadelerimizi rızasına uygun kılsın. Boş, anlamsız ve zararlı her türlü sözlerden de uzak eylesin!

Dünyada iyilerin değil de iyi oynayanların kazandığına inanan insanlar, büyük bir yanılgının içindedirler. Bir takım dünyevi kazançlar elde etme adına her yola başvuranlar, neyin kazanç ya da neyin kayıp olduğunu gerçek manada kavrayamayanlardır. Hayatımızda yer alan tüm kavramları iyi anlamalı ve ona göre değerlendirmeliyiz. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu ya da asıl kazancın neler olduğunu eğer doğru tespit edebilirsek işte o zaman hataya düşme payımızda o oranda azalmış olur. Yani burada asıl mesele, tespitlerimizi doğru yapmaktır.

Nefse uygun tespitler ile yola çıkıldığında, insan özündeki güzelliği yok ederek, bencil ve acımasız bir hale dönüşmektedir. Bu tür insanlar, dünyada her türlü haksızlığı yaparak ve aldatarak elde ettikleri fani kazançları, hakiki kazanç zannetseler de aslında her zaman kaybetmektedirler. Oysaki hayata dair tespitlerimiz, Allah (c.c.) ve Resulünün (s.a.v.) çizgisinde olursa tüm bu tehlikelerden emin oluruz. Allah’a gerçek manada teslim olduğumuzda hem yaratılış gayemize uygun yaşamış hem de özümüzdeki güzelliği muhafaza etmiş oluruz. Yani kısacası İslam’a uygun yaşayarak, Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmış oluruz. İşte asıl kazançta budur! Dolayısıyla her zaman kazançlı olanlar, bazılarının inandığı gibi iyi oynayanlar değil, gerçek manada iyi olanlardır. Yüce Rabbimiz birçok ayetle bizlere bunu açıkça beyan etmiştir. Güzel Rabbimizin bu konudaki birkaç ayeti ile sizleri baş başa bırakarak bugünkü yazımızı burada noktalayalım.

En’âm suresinin 160. Ayeti: “Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.”

Nahl suresinin 30. Ayeti: “(Kötülüklerden) sakınanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiğinde, «Hayır (indirdi)» derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!

Câsiye Suresinin 21. Ayeti: “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!”

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın