Gençliğimizin Durumu | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Gençliğimizin Durumu


Hep duyarız ve söyleriz. Eskiden insanlar saygı da, edepte, terbiye de, şöyleydi böyleydi diye. Hep eskilerimizle övünürüz, eskilerin örf ve adetlerinin çok güzel olduğunu ifade ederiz. Ama eskilerin evlatları, torunları olan bizler, kendimize ve gençliğimize baktığımız zaman içler acısı bir manzara ile karşı karşıya geliyoruz. Genç erkeklerimiz kulaklarına küpe takmış, tıraş farklı, giyim biçimsiz, gününü gün etme, hayatını eğlenceyle, gezip tozma ile geçirme gayretinde. Birde moda adı altında şuursuzca bir harcayış, kimin peşinden gittiğini bilmeden, giymiş olduğu kıyafetle kime benzediğini anlamadan, değer ve kişiliğini kaybeden bir gençlik görmekteyiz. Camilere, zikir meclislerine baktığımız zaman hiç gençlerimizi göremiyoruz. Adeta camilerimiz, mescitlerimiz sanki sadece yaşlılar için bir ibadethaneymiş gibi. Hedef Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve musapları yaşatmaktı, ne oldu bize ve gençliğimize.

Genç kızlarımıza baktığımız zaman bir takımları tesettürden yoksun, uzak yaşamakta iken, bazı kapalı olanlar dahi Peygamberimizin Tasvip etmediği, hatta yasakladığı usulle başını kapatmış, dar kıyafetlerle kendini sokağa atmış durumdalar. Hatta kimileri rahat bir şekilde kendisine erkek arkadaşı bulmuş, restoranda, nargile salonlarında veya buna benzer yerlerde çok rahat bir şekilde oturarak, kahkahalar eşliğinde, havadan sudan konular anlatarak İffetini zedelemekte, ar ve edebini kaybetmiş olanları görmekteyiz. Yaşantı Hz. Hatice, Fatıma, Aişe’ler olmaktı ne oldu bize ve gençliğimize.
Erkekler yanlışa, özellikle zinaya düştükleri zaman bunun adına hovardalık, delikanlılık deniyor. Ama aynı işi bir kadın yaptığı zaman, buna çok daha farklı isim söyleniyor. Hâlbuki Mevla Teâlâ Hazretleri Nur suresinin 30 ve 31. ayeti kerimelerin de “O erkek ve kadınlara söyle gözlerini, İffet ve namuslarını muhafaza etsinler” buyurarak erkeklerin de yanlış yaptıkları zaman namuslarını kaybettiğini, Rabbimiz bizlere beyan etmiştir.
Bununla beraber dini vazifelerimizi yerine getirirken gerek kılık kıyafetimiz, gerek ibadetimiz veya inancımızla alakalı dünyevi bir menfaat karşısında bir anda taviz verebiliyoruz. Mesela Okul müdürümüz veya üniversitedeki rektörümüz, okuldaki öğretmenimiz, başımızın açılmasını istediği zaman, veya farz olan cuma namazını engellediğinde, sünnet olan sakalı bizlere yasakladığı zaman, bir anda davamızı yüz üstü bırakabiliyoruz. Elhamdülillah Müslüman bir beldeyiz fakat sokaklarımız hayâ ve edepten yoksun bir duruma düşmüş.
Adalet sadece isimde kalmış. Zengin her zaman rahatlıkla hakkını alıyor, fakir her zaman zalimin ayağının altında eziliyor. Bir insanda bu işe dur demiyor. Diyemiyor.
Haklı dahi olsa zayıf her zaman haksız, haksız dahi olsa güçlü her zaman haklı.
Arzu Hz. Ömer adaletiydi, ne oldu bize ve yöneticilerimize.

Hakka Davet Bizden, Yöneliş Halkımızdan, Muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın