Kalp Kırmak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Kalp Kırmak


Kalp yani gönül, mahlûkların en üstünü, en şereflisidir. İnsan, insanın dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi,

kalp de, insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için çok kıymetlidir.

Bu sebeple, küfürden sonra en büyük günah, kalp kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalıdır. Salih bir Müslümanın korkusu, bir başkasının kalbini kırmak, onu incitmektir. Dinini bilen ve bildiklerine uygun hareket eden Salih bir Müslüman, hiç kimsenin kalbini kırmaz, incitmez.

İslâmiyet öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır.
Nerde kaldı ki, Allahü Teâlâ’ya ve Onun Peygamberine inanan, Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir mü’minin kalbini kırmak, çok büyük günahtır, haramdır.

Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben böyle buyuruyor: “Kalp kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha kötüdür”. Çünkü kalp Mevla Teâlâ Hazretlerinin tecelligahıdır. İyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemelidir.

Kalp; insan için çok hayatî hususların kalesi mesabesindedir. Kalp ayakta ise, bütün azalar hayatta sayılır; o, yıkılmış ise bütün azalar ciddi bir boşluğa düşer. Kalp ile beraber kişi Rabbine olan beraberliği, yakınlığı, muhabbeti ve sırları yakalar. Ama kalp dolu iken, kırılmış iken, malayani ile dolu iken bir ilerleme kaydedemez. Rabbimiz biz kullarının her daim kalbimize bakıyor. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde; “Müminin kalbi Allah’ın evidir” buyurarak, o kalbi kırmanın bizatihi Mevla Teâlâ ile ilgili ve bağlantılı olduğu aşikârdır. Kalp, vahyin iniş yeridir. İlâhî imtihan kalpte başlar ve devam eder. Kişi Yüce Yaratıcısını kalbiyle hisseder; bağlanır, inanır ve O’na öyle yönlenir.  Allah’ı bilen, Allah’a yaklaştıran, Allah için çalışan ve Allah için gayrette bulunan, Allah nezdindeki sırları keşfeden kalptir.

Hz. Musa’nın “Ya Rab! Seni nerede arayayım?”  Allahü Teâla; “Beni kalbi kırıkların yanında ara!”  buyurmuştur.

Ne güzel demiş büyükler: Hiç kimseye hor bakma! İncitme, gönül yıkma!
Sakın incitme bir canı, yıkarsın arş-ı Rahman’ı.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
“Kalp, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalp kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalp kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü Allahü Teâlâ’ya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta onun emrini yapmak olur”. (C.3, m.45)

İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir. Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda bir kimsenin dahi kalbini kırmamıştır. Kalp kırmak bir kul hakkıdır. Karşıdaki kişiyi yaralar, aranızda soğukluğa vesile olur. Bir mümin olarak bu hususlara dikkat edelim. İstem dışı da olsa kalp kırmaktan Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

Kalb Kırmamak bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

 

 

Yorum yapın