Kurana Hizmet Şereftir | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Kurana Hizmet Şereftir


Bizleri yoktan var eden, bizleri sonsuz ve sınırsız nimetlerle nimetlendiren Mevla’mıza hamdü senalar olsun. Sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım dediği âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimize salat-ü selam olsun. Biricik peygamberimizi canlarıyla, mallarıyla, kanlarının son damlasına kadar muhafaza edip, bu dini mübin-i İslam’ın bizlere ulaşmasına vesile olan sahabe efendilerimize ve bütün ehli iman ve ehli İslam’ın üzerine selam olsun.

Bir hadis-i şerifte buyurulduğu üzere; “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı Kerimi öğrenen ve öğreteninizdir.” Bizlerde, insanların en hayırlısı, en üstünü olabilmemiz için önce kendimiz sonra ailemiz ve yakınlarımız Kur’an öğrenmeli biliyorsak öğretmeliyiz. Bizleri bu kadar yüce bir mertebeye ulaştıran, ümmetlerin en üstünü, insanların en şereflisi yapan, Mevla’mızın bizlere bir mektubu sayılan ve hükmü kıyamete kadar geçerli olan yüce kitabımız Kur’an’a bizler nasıl sahip çıkıyoruz?

1432 sene evvel indirilmiş olup, Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ümeyye bin Halef ve daha niceleri gibi azılı müşriklerin göstermiş oldukları bütün uğraş ve mücadelelere rağmen bir harfi dahi değiştirilemeyen, nesilden nesile yayılan, dilden dile dolaşan, baştan sona ezberleyip “hafız” olmak başka hiçbir ilahi kitaba mazhar olmayan ve kıyamet sabahına kadar hükümleri devam edecek olan bu yüce kitabımızı bizler nerelerde muhafaza ediyoruz?

Çeyizlik sandığımızda mı? Tozlu raflarda mı? Vitrinlerde veya duvarlarda asılı bir şekilde mi? Yoksa onu okuyarak, ezberleyerek, emir ve yasaklarına uyarak, kendimize ve neslimize öğreterek ve onun çizmiş olduğu yolda yürüyerek mi muhafaza ediyoruz?

Ey güzel insanlar!  % 99’u Müslüman olan bir ülkede yoldan geçen 100 kişiye soracak olsak;

-“Müslüman mısın?”

-“Elhamdülillah Müslümanım” der.

-“Kitabımız nedir?”

-“Kur’an-ı Kerim” der.

-“Biraz okuyabilir misin?” desek acaba kaç kişi okuyabilecek?

-“Yoksa ben öğrenemedim. İş, güçten dolayı fırsat bulamıyorum. Biz yaşlandık bizden geçti vb.” ifadelerle çeşitli bahanelerle kaçmaya mı çalışırız?

Ama biliriz ki, yarın ahirette bu işin bahanesi olmaz! Mevla bizleri hesaba çektiği zaman dilimiz tutulur, cevap veremeyiz ve Mevla’mızın huzurunda mahcup olmaz mıyız? Bizler Müslüman ve mümin olarak kitabımızı öğrenmeli, devamlı okumalı, evlatlarımıza, ailemize ve akrabalarımıza da öğretmeliyiz.

Bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır; “Hepiniz çobansınız. Hepiniz elinizin altındakilerden mesulsünüz?” banane diyerek bu işin sorumluluğundan kaçamayız!

Asrısaadetten bugünümüze kadar baktığımızda her kim, Kur’an’a ve Sünneti Resulüllah’a sahip çıkarsa, Allah  (c.c) onları hem dünyada ve hem de ahirette huzur ve saadete erdirmiştir.

Her kimde Kur’an-ı karşısına alır, O’nun öğretilmesine, okutulmasına, ezberlenmesine engel olursa, Allah’ın ayetlerini yasaklamaya kalkarsa Allah (c.c) onları iki cihanda da rezil rüsva etmiştir.

 “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”

Mevla Teâlâ Kur’an’ın nurunu tüm dünyaya yaymayı bizlere nasip eylesin. Bütün dünyanın ve insanlığın Kur’an ışığıyla hayat bulmasını ve bu uğurda mücadele etmeyi, hizmetçi olmayı Mevla’m bizlere nasip eylesin.

Yarınlarımızın Kur’an nuruyla aydınlanan bir dünya olması dileğiyle,

Kurana hizmet etmek bizden, yardım Mevla tealadandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

 

Yorum yapın