Mahmud Efendi Külliyesinin Yıkımı Münasebetiyle Fatih Medreselerinden Kamuoyuna Duyuru… | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Mahmud Efendi Külliyesinin Yıkımı Münasebetiyle Fatih Medreselerinden Kamuoyuna Duyuru…


08.02. 2016 Pazartesi sabahı. Türkiye tarihinin yüzkarası olacak talihsiz bir haberle uyandık. Efendi Hazretlerimizin ismiyle anılan külliyenin, Müceddit Mahmut Efendi Külliyesinin yıkımı için çok sayıda çevik kuvvet polisi kontrolünde toma araçları, iş makineleri ve buldozerlerle külliyemizi yıkmak için geldiler. Neticede ciddi bir polis gücü kontrolünde, buldozer ve iş makineleriyle yıkıma başladılar. Ve külliyeyi yıktılar.
Bu yıkım bizim hatıralarımızda tekrar birçok şeyin canlanmasına sebep oldu. Ortada Efendi Hazretlerimizin ismiyle anılan külliyenin yıkımı vardı. Suç nedir? Suçlu kimdir? Neden böyle oldu? iş buralara kadar niçin vardı? Bunun başka çaresi ve çözümü yok muydu? Her şey, bütün imkânlar zorlanmış neticede deniz bitmişte buraya mı varmıştı? Diye düşünmeye başladık.

Ortada iddialar, isnatlar olmakla birlikte hepimizin gözü önünde gerçekleşen acı bir gerçek vardı: Efendi Hazretlerimizin külliyesi yıkılıyor. Ortaya atılan iddialar, isnatlar, yapılan yorumlar, takınılan tavırlar ise yenilir yutulur cinsten olmayan ve bize yakışmayacak şeylerdi.
Efendi Hazretlerinin külliyesinin yine Efendi Hazretlerinin cemaatinin, yani İsmailağa Vakfı’nın şikayeti marifetiyle yıkıldığı ifade ediliyor.

Yıkım kararı alan ve uygulayanlarla birlikte külliyenin yapılmasına şikâyetçi olanların İsmail Vakfı yetkilileri olduğundan bahsediliyor. Marifet Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sinan …. Tarafından açık adres belirtilerek İsmailağa Vakfı’nın bu külliyenin yapımına karşı çıktığını ve Cumhurbaşkanlığı makamına şikâyetçi olarak yıkım kararı aldırttığı dile getiriliyordu.

Bunlar yenir yutulur basit ifadeler değil. İsmailağa Vakfı’nın bu konuda resmi makamlara şikâyetçi olup olmadığı ile alakalı elimizde resmi bir evrak yok. Ancak külliyenin yıkım kararı tartışmalarının hemen akabinde ve en son dün sabah yazılı bir açıklama yaparak külliyenin yapımında ve sonraki safhalarında kendilerinin bir müdahalelerinin olmadığını, bu sorunun Marifet Derneği ile Orman Bakanlığının arasındaki bir sorun olduğunu, hatta Marifet Derneğinin proje dışına çıkarak cami dışına başka binalar da yaparak suç işlemekte olduğunu ve bu sebeple Marifet Derneğinin kanunsuzluk yaptığını ve devlet yetkilileri ile Efendi Hazretlerini ve cemaatimizi karşı karşıya getirmiş olduğunu ima eden ve kendilerinin ise kesinlikle külliyenin ne yapımı, ne yıkımı, ne de herhangi bir aşamasında kanunsuzlukla alakalarının olmadığını özetleyen, kendilerini ele verir türden esef verici açıklamaları, yıkım kadar, hatta yıkımdan daha çok bizi ve camiamızı üzen talihsiz açıklamalardır.

Bu yıkım sadece binaları yıkmakla kalmamış, halkımızın arasında Marifet Derneğinin, İsmailağa Vakfı ve devlet yetkililerinin sevgilerinin de kamuoyu vicdanında yara almasına sebep olmuştur.
Bu yıkım sadece Marifet Derneği, İsmailağa Vakfı ve devlet arasında geçen ve hep beraber kaybettikleri bir yıkım değil, hepsinin beraberce altında kaldığı ve altından sağ çıkanı olmayan bir enkazdır.
Bu yıkım hepimize hep beraber telafisi mümkün olmayan çok büyük zararlar vermiştir. Bu yıkım en başta camia içindeki Marifet & Vakıf kavgasını resmi olarak gün yüzüne çıkarmış ve yakın bir gelecekte bitmesi mümkün gözükmeyen bir hale getirmiştir.

Aynı zamanda bu kavga, İsmailağa Vakfı’nın, Marifetin ve onların zımnında camiamızın devletle sorunlu bir yapıymış gibi görünmesine sebep olmuştur.
Cemaatimizi; külliyesine, eserine, Efendi Hazretlerine sahip çıkmayan aciz bir cemaat konumunda gösterilmesine sebep olmuştur. İsmailağa Vakfı ise alttan alta bu işlerin baş sorumlusu şikâyetçiler, cemaate “olmam -oldurtmam, yapmam -yaptırtmam, yürümem- yürütmem” şeklinde hareket eden, camiaya takoz oluyormuş görünümünü vermiştir.

Bu yıkım aynı zamanda devletin bu camiaya yaklaşımının, parelelcilere yaklaşımıyla aynı olduğu ve sırası gelen bütün cemaatlerin bu muameleye maruz kalmasının artık kaçınılmaz olduğunun düşünülmesine, Medrese, Kur’an Kursu ve bu gibi faaliyetlerde artık yapan değil, yıkan görünümünü vermeye başladığının düşünülmesine sebep olmuştur. Samimiyetle kendilerine güvenen, bel bağlayıp, dua eden bu camianın umutlarının yıkılmasına ve kendilerinin bu güvenine yetkililerin ne kadar layık olduklarını sorgulamalarına sebep olmuştur.

Bu olay aynı zamanda; konu kendi şahsi meselesi olunca susturulması mümkün olmayan, her şeye ama her şeye; ota -yaprağa, kıla- tüye dahi söylenecek bir sözü, verecek cevabı olan ancak Efendi Hazretlerinin külliyesinin yıkılması konusuna gelince açıklama yapma gereğini görmeyen medyatik hocalarımızın da talihin döndüğünü görüp ona göre konum aldıklarını göstermesi açısından da manidar bir husustur.

Bu konuda söylenecek o kadar çok, çok şey var ve bu olay bize o kadar çok şey hatırlatıyor ki saymakla bitmez. Ancak bizler hepsine de zaruri birkaç hatırlatma da bulunmak istiyoruz:
Şimdilik konuyu burada noktalıyor devamını yarına bırakıyoruz İnşallah

Sultanımızın Değerlerine Sahip Çıkmak Bizden Yardım “En Nasir” Olan Allah’tandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın