Misafirperverlik ve Paylaşmak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Misafirperverlik ve Paylaşmak


Kaybolan en büyük değerlerimizden biri de misafirperverlik ve paylaşmaktır. Son zamanlarda evlerimize gelip gitmeleri, arayıp sormaları, dertlerimizi paylaşmayı, zor günlerde beraber olmayı yeterince ihmal ettiğimiz yetmez mi?  Teknolojinin had safhada olduğu şu zamanlarda iletişim zirve noktada olduğu halde bile, birbirimiz arasındaki ulaşım ve iletişim son derece gerileme durumuna gelmiştir. Birçok insan ailesi ve akrabası ile bağlarını koparmış iş hayatına, dünyaya dalmış halde hayatını devam ettiriyor. Hâlbuki bundan kısa bir zaman önce, dedelerimiz ninelerimiz zamanında insanlar arasında son derece bir paylaşım, kaynaşma, birlik ve beraberlik vardı. Aralarında sevgi, muhabbet bağlılık vardı. Şuan sevgiler zedelenmiş, bağlar kopmuş. Her insan kendi derdine dalmış Rabbini dahi unutur duruma düşmüş.

Aramızdan cenazeler çıkıyor, hastane haberleri, kaza haberleri duyuyoruz. “Vah vah Öyle miydi, Öyle mi olmuş” deyip çok basit ifadelerle olayı geçiştirebiliyoruz. Çok ciddi olayları yerinde görüp o derdi, sıkıntıyı paylaşmak yerine sadece mesaj sistemi ile veya aramakla yetinebiliyoruz. Hâlbuki İslam Dinimizde, hasta ziyaretine, misafirperverliğe, akraba bağlarının kuvvetlendirilmesine ve paylaşmaya büyük önem ve değer verilmiştir. Maalesef bugün bizlerin bu değerleri kaybettiğini görmekteyiz. Kendimize sorsak en son benim evime misafir ne zaman geldi veya ben başkasına en son ne zaman misafirliğe gittim. Belki de aradan ayların hatta yılların dahi geçtiğini göreceğiz.
Eskiden duyardık bazı insanlar köylerinde, kasabalarında gördükleri yabancıyı veya Cami çıkışında gördüğü bir arkadaşının koluna girip evine getirir, karnını doyururdu. Şu an insan en yakınına dahi evinde yedirmek yerine lokantayı tercih ediyor. Yahut kendisi için bir otel veya pansiyon ayarlayarak bu şekilde hizmet ediyorlar.
Evet, maalesef bugün asrımızın en büyük kayıplarından bir tanesi olan bu bağların kopmuş olduğunu görmekteyiz. Bizler de gerçekten paylaşma ve misafir konusunda kuvvetlenmek istiyorsak, evvela yapacağımız şey temelden bu kaynaşmayı yakalamalı, büyüklerimizi sevip saymalı, arayıp sormalı, küçüklerimize de ilgi göstermeliyiz.

İnsan sosyal bir varlıktır. Yaratılışı ve ihtiyaçları gereği insan, toplum halinde yaşamaya mecburdur. Çünkü insan, bütün ihtiyaçlarını kendi başına karşılama imkânına sahip değildir. Ayrıca dinimiz mümini bölünme yerine, birlik beraberlik ve kardeşliğe davet etmiştir. Dini yaşamak, bir köşeye çekilip yalnızca Allah’a olan sorumluluklarımızı yerine getirmekten ibaret değildir. Aksine dinimiz bizden Allah’a karşı görevlerimizi yaparken bir taraftan da insanlarla ve diğer canlılarla olan ilişkilerimizi gözden geçirmemizi talep eder. Dolayısıyla İslam’da ruhbanlık gibi kişiyi toplumdan tecrit eden bir yaşam tarzı tasvir edilmemiştir. Bu yüzdendir ki Allah resulü kendisini ibadete verip ailesini ihmal ettiği için eşi Havle Binti hâkim tarafından Hazreti Aişe (R.A) ye şikâyet edilen Osman Bin Mazunu da : “Ey Osman, bize ruhbanlık emredilmedi. Ben de senin için bir örnek yok mu? Vallahi Allah’tan en çok korkanınız ve Onun koyduğu sınırları en çok gözeteniniz benim.” uyarısında bulunmuştu.

Sevgi, saygı, muhabbet, paylaşma ve sıla-i Rahim’i arttırmak bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın