Özlenilen En Kıymetli Amel İhlas | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Özlenilen En Kıymetli Amel İhlas


İhlas yapılan ameli Temiz, katıksız yapmak, samimi gönülden hiçbir şeyi ortak koşmadan Allah için yapabilmektir.  Amellerin en üstünüdür.

Mevla Teâlâ’nın birliğini, O’nun ulûhiyetini, en özlü biçimde anlatan süreye de “İhlas” süresi denmiştir. Zümer suresinin 11. Ayeti kerimesinde şöyle buyrulmuştur: “Habibim de ki, ben Allah’a halisane ibadet etmekle emrolundum.”  Efendimiz bu ayet daha henüz inmeden önce vazifelerini, kulluğunu ihlasla yapmıyor muydu? Haşa tabi ki yapıyordu. Ama burada bizlere ikaz var. Şöyle ki, Hazreti Allah “Kullarım benim himayemde olan her ifadesi, vahiy olan, kalbinde dünyaya ve içindekilere hiç meyli olmayan Peygamberime ihlas emrediyorsam, sizler kendinize ona göre çeki düzen verin demektir.”

İhlassız yapılan ibadetin kabul garantisi yoktur. Zira yine Zümer süresinin 3. ayetinde “Agâh olun. Gözünüzü açın. Benim katımda itibar edilen ibadet, kulluk ancak ihlasla yapılandır.” buyrulmuştur.  Ayetten anlaşılan o ki Hazreti Allah bizlerden katıksız kulluk istiyor. Zira  Nahl süresinin 66. ayetinde sanki bizlere ihlası tarif edercesine buyuruyor ki, “Gerçekten sizin için sağılan o hayvanlarda da ibret vardır. Size onların karınlarındaki işkembe pisliği ile kan arasından salih bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından kolaylıkla geçiyor. (iki pislik arasından geçtiği halde hiç birinden bir koku renk veya tadı karışmıyor. Meşayıhı kiram ve ulemanın büyüklerinden Hacı Ali Haydar Efendi bu ayetin tefsirinde buyuruyor ki, “Allah bize işkembe pisliği ile kan arasından pak temiz sütü çıkardığı gibi bizde kendisine nefisle şeytan düşmanlarının (pisliklerinin) arasından nefsin ve şeytanın payı olmadığı halisane ibadetler çıkarmalıyız. Yani yapmış olduğumuz bütün ibadetlerde yalnız Allah’ın rızasını gözeterek yapmalıyız. Çünkü ihlasın zıddı riyadır. Bir amel ki ihlaslı değilse mutlaka o amele riya karışmıştır. Riya ile yapılan amelin samimiyeti ne kadar olabilir.”

Büyüklerden biri der ki, “İhlas Allah-u Teâla’nın sırlarından bir sırdır ki onu, kullarından sevdiğinin kalbine emanet eder. İhlas kulluğu sadece Allah’a tahsis etmektir. Kulun bu makamın hakikatine ermesi, ancak nefsin hevasının köleliğinden azad olup kendi varlığının zindanından kurtulduktan sonra ele geçer ki oda çok kıymetli bir nasiptir.”

Sehl bin Abdullah der ki, ihlas insanlara en ağır gelen ameldir. Çünkü nefse ait hiç pay yoktur. Günümüze kadar gelen Allah dostlarının ilk hedefleri ihlas olmuştur. Çünkü onlar nefis ve şeytanın payı olan ameli Allah’a ısmarlamaktan hayâ ederler. Bunun içindir ki önce nefis terbiyesi üzerine dururlar.

Sahabeden biri namaz kılıyor, namazdan sonra yanındaki arkadaşına diyor ki;

-“Mescidin falanca yerindeki bahçem senin olsun” diyor. Arkadaşı ona;

-“Orası çok kıymetli niçin veriyorsun?” deyince,

-“Namazda beni meşgul etti” buyuruyor. Cüneydi Bağdadi’nin ihlas hakkında güzel bir tanımı vardır. Buyuruyor ki: “İhlas kul ile Allah arasında bir sırdır. Melek onu bilmez ki sevap yazsın, şeytan ona muttali olamaz ki ifsad etsin. Heva ve heves onu fark edemez ki kendisine meyl ettirsin.”

İhlası Elde Etmeye Çalışmak Bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın