Teslimiyet Abidesi | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Teslimiyet Abidesi


“Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, işte o kişiler, kendilerine nimet vermiş olduğumuz Nebilerle, Sıddıklarla, şehit ve Salihlerle beraberdiler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.”

Biz hiç bir şey değildik, Mevla bize kıymet verdi, varlık verdi, göz, kulak, kalp, el, ayak verdi ki, kendisini bilelim, O’na şükredelim diye. Yoksa nefis göbeğimize otursun, kendimizi bir yerlerde görelim, kendimize makam, mevki biçelim diye değil.

Zira büyük bir Allah dostu buyurur ki; “Yapmış olduğun ibadetleri, kıldığın namazları, çektiğin zikirleri, yaptığın hayır ve hasenatları (varsa fedakârlıkları, vefakârlıkları) onları Allah’ın muvaffak kılmasıyla bilmek lazım. Yoksa insan geçmişini unutmamalı.”

Birçok sahabe vardı değil mi? Hepsi birer aslan, pehlivan, Peygamber aşığı, Kutup yıldızı insanlar.

Birde onların arasında biri var ki, Tevrat’ta ve İncil’de yâd edilir.

Birde onların arasında biri var ki, “sahibul ğar” ( peygamberin mağara arkadaşı olan)

Birde onların arasında biri var ki, tereddütsüz teslim olan, her daim Peygamber yanında olan, O’ndan hiç ayrılmayan ve ayrılmayı da asla düşünmeyen. Peygamberle gülen, Onunla ağlayan, Onunla yürüyen.

Malı, canı, her şeyini Peygamberimize gönül hoşnutluğuyla ve boyun kırıklığıyla hibe eden.

Hiç kimse yok iken var olan, ama hiçbir zaman başa kalkmayan.

Hiç kimse yok iken var olan, her şeyini Allah Resulüne feda eden.

Hiç kimse yok iken var olan, canını Allah Resulüne tercih eden güzide insan, kâmil insan, teslimiyet ve sevgisini anlamak ve anlatmaktan aciz kaldığımız insan.

Peygamberlerden sonra en kıymetli şahsiyet, Dünyada iken cenneti satın alan. Allah ve ahiret uyanığı.

Tüm sahabenin sendelediği (Hz. Ömer’de dâhil) bir anda bir cümlesiyle tümüne hayat veren, “Ben ondan Razıyım. O, benden Razımı?” diye Allah tarafından kendisine haber gönderilen şerefli, kıymetli insan.

Var mı dini için bu fedakârlıkları yapan.

Bize ait olmayan emanetleri, din için, gönül hoşnutluğuyla, başa kalkmadan yerine harcayan.

Var mı bunun gibi çalışmanın önünü açan (değil tıkayan).

Var mı olayları onun gibi anlayan, yoran. Başına (üstüne) toz kondurmayan.

Var mı olayları onun gibi tereddüt etmeyen şüpheye düşmeyen.

Var mı olayları onun gibi yorumsuz, sorunsuz yürütüp başına itaat eden, teslim olan.

O bir taneydi ama onun ahlakında olanlar bir tane olmayacak.

Ey kıymetli dost, kıymetli arkadaş, eğer sana bir güzellik verildiyse bil ki o, Allah’tandır.

Bizler uhutta geri dönenler gibi değil, Bedir aslanları gibi olalım.

Bizler Bel’am ibni Baura gibi değil, Lokman (a.s) gibi olalım.

Bizler Yahudiler gibi, “Sen ve Rabbin git, biz burada oturuyoruz” diyenlerden değil de Ensar sözcüsü Muaz bin Cebel gibi, “Ya Resulallah bize öl de ölelim, bize deryaları göster, dal de seninle dalalım” diyenlerden olalım inşallah.

Bizler, büyüklerimize, reislerimize 18 bin kişinin Peygamber torunu Hz. Hüseyin Efendimizi bir gecede yalnız bırakanlar gibi değil, 125 bin Sahabenin Peygamberimize sarıldığı gibi sarılalım ve onlar gibi muvaffak olalım inşallah

Teslim Olmak Bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır.

 Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

 

Yorum yapın