Yas Tutmak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Yas Tutmak


Bir yakınının ölmesiyle duygulanmak ve çoğu insanlar için ağlamak, fıtri olan, yani yaratılıştan gelen tabii bir olaydır. İslam bunu yasaklamamıştır. Ancak bunu doğal sınırları içerisinde bırakmıştır. Taşkınlık ve dövünmelere ise müsaade etmemiştir.

İslâm’da yasaklanan şey, bu tür taşkınlıklar ve dövünmelerdir. Peygamberimiz bunları yasaklamıştır. Pek çok muharref din ve milletlerde aşırılığa kaçan yas tutma âdeti, İslam’da makul bir hale getirilmiş, taşkınlıklar yasaklanmıştır. Hz. Peygamber “Yüzüne vurarak, üstünü başını yolarak ağlayan ve cahiliye âdetini sürdüren, bizden değildir” (Buhari; Cenaiz, 36) buyurmuş, oğlu İbrahim ve torunu öldüğünde ağlayıp gözünden yaşlar akınca, bu durumu soran sahabelerse “Bu, Allah’ın kullarının kalbine yerleştirdiği bir acıma duygusudur. Allah, kulları arasında müşfik olanlara merhamet eder” (Buhari, Cenaiz, 33); “Göz yaşarır, kalp üzülür, fakat biz Rabbimizin razı olamayacağı bir şey söylemeyiz” (Buhari, Cenaiz, 44) demek suretiyle bu hüznün makul bir şekilde dışa vurulmasının caiz olduğunu belirtmiştir.

Çünkü ölmek, yok olmak demek değil, asıl yurduna geçmek demektir. Kalanlar ondan ebediyen ayrılmış değillerdir. Kısa bir süre sonra, onlar da aynı yolu izleyecekler ve imtihan sonuçlarının ilân edileceği meydanda buluşacaklardır. Arkada kalanları asıl düşündürmesi gereken şeyler, bu tür çetin geçitler olmalı ve “Allah’tan geldik, yine ona döneceğiz” diyerek düşünmeleridir. Yoksa “Gitti bütün varlığım. Battım! Bittim! Ah benim kaderim! Vah olmaz olaydı!” gibi cahilce ve Allah’ın takdirine isyan anlamı taşıyan taşkınlıklar, cahiliyet dönemi davranışlarıdır ve yasaktır.
Cahiliyet devrinde bir yakını ölenler, günlerce bağırır çağırır, üst başlarını yolar ve gidenin kendilerince faziletlerini sayar dururlardı. Bunu yapan değil, yapmayan kınanırdı. Bu yüzden, ağlamayı becerme konusunda kendine güvenemeyenler, parayla profesyonel ağlayıcılar ve çığlıkçılar tutarlardı. İslâm tabii olan dışında, bunların hepsini kaldırdı. Peygamberimiz “Yüzünü döven, üst başını yırtan ve cahiliyetin propagandasını yapan bizden değildir” diye ilân etti. “Ölünün arkasından yüksek sesle feryat eden, tövbe etmeden ölürse, Kıyamet Günü; üzerinde katrandan bir çuha ve uyuzdan bir gömlek varken gelecektir” diye buyurdu.
Bu işi özellikle kadınlar yaptığı için, Peygamberimiz Müslüman olan kadınlardan, ölünün arkasından çığlık atmamak üzere biat aldığı olurdu.
Peygamberimiz (S.A.V) diğer hadisi şeriflerinde “Ölü, yakınlarının kendisine bağırarak ağlamasından sıkılır” [Buhari], “Yas tutan, ölmeden tövbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür” [Müslim], “Ölü için yas tutmak insanı küfre sürükler” [Müslim], “Ölü için ağlayana da, onu dinleyene de lanet olsun” [Ebu Davud], “Üzülünce, elbisesini yırtan ve bağırıp çağıran bizden değildir” [Buhari] buyurmuşlardır.
Peygamberlerden Hazret-i Zekeriya ile Hazret-i Yahya’yı keserek şehit etmişlerdi. İlk İslam şehidi Hazret-i Yaser ve hanımı Sümeyye hatun idi. Resulullah Efendimizin sevgili amcası Hazret-i Hamza’da feci şekilde şehit olmuştu. Peygamber Efendimiz, şehit olan Peygamberlerin, Hazret-i Yaser ile hanımının ve Hazret-i Hamza’nın şehit edildiği günün yıldönümlerinde matem tutmadı. Matem tutmayı yasakladı.
Matem yasak olmasaydı, herkesten önce vefat eden Peygamber Efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hazret-i Hamza gibi; Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali de, Hazret-i Hasan da şehit edildi. Milyonlarca Müslümanın mezhep imamı olan İmam-ı A’zam hazretleri de şehit edildi. Resulullah efendimizin emrine uyularak bu büyük zatlar için de yas tutulmadı. Yas tutmamak o büyük zatları sevmemek anlamına gelmez. Babası Hazret-i Hüseyin gibi yüce bir imamın şehit edilmesi de, bütün Müslümanlar için büyük bir üzüntüdür. Ama yas tutmak, ölüm yıldönümlerinde dövünmek asla caiz değildir.
Şu günlerde de ülkemizde zaman zaman terör olaylarından sebep yoğun şehit haberleri veya toplu ölüm haberleri geldiğini görmekteyiz. Böyle durumlarda tabiki içimiz yanacak, üzüleceğiz, gözlerimiz yaşaracak ama hiçbir zaman yas tutarak kendimizi salmayacağız. Rabbimizin merhametinin önüne geçmeye çalışmayacağız.

Yastan sakındırmak bizden, sakınmak sizden, muvaffakiyet Allah’tandır.
Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın