İntihar, Allah'ın Verdiği Cana Kıymak | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

İntihar, Allah’ın Verdiği Cana Kıymak


Kişinin ölümle sonuçlanacağını bildiği halde kendi hür iradesiyle bilinçli bir şekilde ölümü tercih etmesi ve hayatına son vermesi anlamına gelen intihar; her şeyden evvel Allah’ın kendisine verdiği canı almak demektir.

İntihar insanın hayatında kötü bir son olup, cehenneme götüren büyük günahlardandır. İnsan kendi canını dahi olsa sonuçta Allah’ın verdiği bu emanete hıyanet etmemeli.

İslam, insanı şerefli bir varlık olarak tanımlar. İnsan hem bedenen hem ruhen diğer canlılardan daha üstün yaratılmıştır. Ayrıca Kuran-ı Kerim’de insan hayatının dokunmaz olduğu belirtilmiş ve kasten bir cana kıymanın bütün insanları öldürmek gibi olduğu ifade edilmiştir. İslam’ın gaye edindiği temel ilkelerden biri de canın korunmasıdır ve dinimiz bunu güvence altına almak için birçok ahlaki ve hukuki hükümler getirmiştir.

Henüz ana rahmindeyken yaşama hakkı bulunan ceninin dahi dokunulmazlık kazandığını ve buna karşı dahi yapılan işlenebilen cinayetin en büyük suçlardan biri olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca Allah-ü Teâlâ hayatı verenin de alacak olanın da sadece kendisinin olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bedende emanet olarak duran ruhu alma yetkisi sadece ona aittir.

Dolayısıyla kişinin kendi hayatına son verme yetkisi ve hakkı bulunmamaktadır. İntiharı tetikleyen unsurlar inanç boşluğu, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar ve hastalıklar, ailede iletişimsizlik, geçimsizlik, şiddet ve baskı, geçim zorluğu, alkol ve kumar, sosyal baskı ve toplumda küçük düşme gibi çeşitli sebepler oluşturmaktadır. Daha birçok sebebi sıralanan intiharlar kâmil imana sahip dini inançları kuvvetli Müslümanlar da çok nadir görülmektedir.

Bunun sebebi de kişinin Allah’ını sürekli olarak yanında hissetmesi, hiçbir zaman yalnızlık duygusuna kapılmaması, kadere inanması ve böyle bir şeye kalkışmanın ahirette azaba neden olacağını bilmesidir. İntihar ilahi kaynaklı bütün dinler tarafından yasaklanmıştır. İntihar tıpkı cinayet gibi bizden önceki ümmetlerde de yasaklamış bir fiildir.

Peygamberimiz (s.a.v) bize şu ibretlik olayı anlatmaktadır. ‘‘Sizden önceki ümmetlerden birinde yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamadığından bir bıçak alıp elini kesti kanaması durmadı ve sonunda öldü. Bunun üzerine yüce Allah kulun kendisi konusunda benden daha acele davranarak canına kıydı. Bende ona cenneti haram kıldım buyurdu.’’ İslam bırakın insanın kendi hayatına son vermesini herhangi bir organına zarar vermesini bile yasaklamıştır.

İmanlı insan başına gelen musibetler karşısında kendine zarar vermeyi düşünmek yerine bu sıkıntıların kendisi için birer imtihan olduğunu hatırlar. “And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla bir da mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneyeceğiz, sabredenleri müjdele habibim, onlar başlarına bir musibet gelince biz şüphesiz her şeyimizle Allah’a aitiz ve şüphesiz o’na döneceğiz derler’’ ayetini prensip edinerek imtihanı başarıyla kazanırlar. En önemlisi o ölümün bir sonu olmadığını bilir, O’nun açısından ölüm dünyadaki yolculuğunun sonu ve ebedi hayata açılan kapısıdır.

Sonuç olarak her Müslüman bu dünyada imtihan için bulunduğunun farkında olarak başına gelen sıkıntılar karşısında sabretmesini bilmeli ve bunun kendisi için Allah katında büyük bir mükâfat vesilesi olduğunun şuuruyla sorunlarını halletmeye çalışmalıdır. Hayattan vazgeçmeden sabrederek ve Allah’a sığınarak sıkıntılarla mücadele etmek, Müslüman olmanın gereğidir. İntihar ise mücadeleden kaçıştır. Allah’ın verdiği emanete ihanettir. Can bu tende bu bedende emanettir.

Dolayısıyla inanan insan emanete ihanet etmemelidir. İnsanoğlu için en büyük hedef Müslüman olmak, Müslüman ölmektir. Zira rabbimiz bizden bunu istemektedir. ‘‘Ey iman edenler Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslüman olarak ölün’’

İkaz Bizden, Muvaffakiyet Allah’tandır

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın