Şanlı Ordumuza | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Şanlı Ordumuza


İnsanoğlu barınmak için bir yuvaya muhtaçtır. Nasıl ki kişilerin yuvası evidir, milletlerin ve toplumların yuvası da vatandır. Evsiz huzurlu ve güvenli bir hayat olmayacağı gibi bir milletin de vatansız olarak onurlu bir şekilde varlığını devam ettirebilmesi mümkün değildir.

Müslümanların bu duruma düşmemeleri için dinimiz vatanı koruma görevine büyük önem vermiş Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise bu konuda “Bir gün bir gece vatan sınırlarında nöbet tutmak, gündüzleri oruç ile geceleri de ibadet ile geçirilen bir aydan daha hayırlıdır. Vazifesi başında ölürse yapmakta olduğu amelin sevabı ve rızkı devam eder, kabir fitnesinden kurtulur. (Müslim İmâre / 163)

“İki göze ateş dokunmayacaktır biri Allah yolunda ağlayan göz, diğeri Allah yolunda gece vakti nöbet tutan ve düşman gözetleyen göz” (tirmizî fezâilü’l cihat)

Vatan sevgisi imandandır. Milletimizi zaferden zafere koşturan ve tarihin sayfalarını kahramanlık destanlarıyla süsleyen halkımızın birlik ve huzur içinde yaşamasını sağlayan en büyük güç şanlı ordumuzdur. Tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar ve şanlı zaferlerin sahibi dosta güven, düşmana korku salan ordumuz hepimizin haklı minnet ve teşekkürlerini kazanmıştır.

Ancak son günlerde basında çıkan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 10 yıl içinde intihar eden askerlerin sayısının şehit sayısını geçtiğine ve bu süre içinde teröre verdiğimiz şehit sayısının 818 olurken aynı süre içinde 934 askerimizin intihar ettiğine ilişkin haberler hepimizi derin bir üzüntü, endişe ve düşünmeye sevk etmiştir. Bu rakamlar ve haberlerin kabul edilebilmesi mümkün değildir.

İntihar ve cinnet vakaları bize gösteriyor ki genç yavrularımız, ufacık sıkıntılar karşısında dahi sabır ve tahammül gösteremiyorlar. Bu tür hadiselerin meydana gelmesindeki en baş etken, İmâni zayıflık, eğitimsizlik ve şımarıklık gibi zaafları içinde barındıran gençliğimizin, milli ve manevi değerlerinden uzak bir şekilde yetiştirilmesidir. Toplumumuzda intihar olaylarının artması, açıkça göstermektedir ki dinimiz yeterince öğretilmiyor ve tatbik edilmiyor.

Manevi boşluğun giderilmesi için dini eğitim ve şuurun verilmesi şarttır. Bu eğitimin ilk başladığı yer ana baba ocağıdır. Sonrasında ise eğitim kurumları gelmektedir. O yüzden Milli Eğitim okullarında mutlaka dini eğitim ciddi bir şekilde ele alınmalı ve bu ciddiyet eğitime yansıtılmalıdır. Asker ocağına gelindiğinde ise yavrularımız, aileden ve okulundan aldığı sağlam eğitimle zaten vatan ve millet sevgisini öğrenmiş olacaktır.

Askerlik ocağına gelenlere, vatan millet davasının şuurunu, hassasiyetini, gerçekten bu işe dünyada ve ahirette çok büyük mükâfat verileceğini, Allah (c.c.) için nöbet tutan gözlere cehennem azabının dokunmayacağını güzel bir şekilde beyan ederek, anlatır ve öğretirsek cinnetin de intiharın da önüne geçmiş oluruz.

Asker ocağı, Peygamber ocağı olduğundan burada Peygamber ahlakı ve ciddiyeti olmalıdır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatına baktığımızda çok büyük sıkıntılara rağmen hiçbir askerin cinnet geçirmediğini veya intihar etmediğini görüyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in; sıkıntıların her an olabileceğini ve daha önceki ümmetlerinde pek çok zorluklarla karşılaştığını beyan ederek, ümmetini eğittiğini bilmekteyiz. Bizlerde askerimizi bu ahlakta ve bu şuurda yetiştirirsek Allah’ın izni ile tek bir cinnet olayıyla karşılaşmayız.

Kısacası bu işin tek çaresi vardır o da; Peygamberimizin (s.a.v.) şuuru ile şuurlandırmaktır.

Talep Bizden Muvaffakiyet Allah’tandır.

FATİH MEDRESELERİ YAZI İŞLERİ KURULU

Yorum yapın