Çok Değerli Fatih Medreseleri Hizmetkârları | Fatih Medreseleri
Fatih Medreseleri

Çok Değerli Fatih Medreseleri Hizmetkârları


Çok değerli Fatih Medreseleri hizmetkârları, Muhterem hocalarımız. Bizim Öncelikle ilk vazifemiz, kendimizi nefsimizin esaretinden kurtarmak, ruhumuzu terbiye etmektir. Bununla beraber sultanımızın eğitim kurumları olan medreselerde ilim tahsilini yapmamızdır. Sultanımıza baktığımızda ilim tahsili ile İrfan eğitimini beraber yürütmüş ve dünya ilim alimlerinin takdir ve hayranlığını kazanmıştır. Bizler de onun takipçisi olarak, müridanı olarak sultanımızın gösterdiği yol neyse, onu takip etmeliyiz. Her birimiz Elhamdülillah medresede ilim tahsili yapmış bulunuyoruz.

Ellerimizin altında hocalarımız var, talebelerimiz var. Eğer hocalarımızın ve talebelerimizin bize karşı daha verimli olmalarını istiyorsak, maddi manevi kendimizi geliştirmeliyiz. Günbegün kalitemizi artırmalıyız. Fakat bir insan Nesfin esaretinden kurtulmadığı sürece, nefsani arzularla yaşadığı sürece, yapacağı bütün muamelelerde, nefsinin arkasında kaldığı müddetçe bu insan dinine, insanlığa ne kadar fayda sağlayabilir ki?  O yüzden insan evvela Sultanımızdan almış olduğumuz vazifeleri, tarikat derslerimizi yerine getirmemiz lazım. Çünkü bu vazifeyi biz kendi üzerimize vacip kılarak Mevla Teala Hazretlerine sözü vererek, Ya Rabbi her gün seni anacağım diye bu vazifeye başlamış bulunuyoruz. Ve şunu da iyi biliyoruz ki bizler vazifelerimizi yaptığımız sürece bütün çalışmalarımızda başarılı olacağımıza, Mevla Teala Hazretlerinin yardımının sultanımızın himmetini üzerimizde daim olacağını hepimiz biliyoruz. Nasıl ki Mevla Teala Hazretleri sahabeye, tüm müminlere “Ey iman edenler, bir Düşman ordusu ile karşılaştığımız zaman Allah Teala Hazretlerinin çokça zikredin” buyururken en zor şartlarda dahi Zikri bırakmasına, zikrin bırakılmasına müsaade etmeyen Rabbimiz şu rahat ortamda medrese ortamında insanların bize son derece ihtiyaç duymuş olduğu zaman da bizler kesinlikle vazifelerimizi bırakmamalıyız, gevşeklik göstermemeliyiz. Rabbimiz demez mi kulum beni anmaktan, Allah demekten mi usandın, Allah demekten mi kaçıyordun? Hani söz vermiştin, niçin beni bırakıp ta olmadık şeylerle günlerini vakitlerini geçiriyorsun dediği zaman Rabbimize nasıl bir cevap verebileceğimizi düşünüyor muyuz?  Bununla beraber Kafkas Kartalı Şeyh Şamil Hazretleri biliyoruz ki Ruslara yıllarca kan kusturmuştu ve netice de Rusların esaretine düşmüştü. Mana aleminde Şeyh Şamil Hazretlerinin vazifesi olan hatmi Şerifleri bırakmasından sebep Ruslara esir olduğu kendisine bildirilmişti. Şeyh Şamil’e baktığımız zaman Rusya’nın karşısında zahiren o kadar gücü Savaş mühimmatı teçhizatı olmadığı halde yıllarca Rusların karşısında bu kadar mücadele vermesinin en büyük sebebi neydi?  Mevla Teala Hazretlerine yönelmek ve vazifelerini en güzel şekilde yapmaktı.  O yüzden Bizler de bugün sultanımıza vermiş olduğumuz vazifeleri hakkıyla yerine getirdiğimiz takdirde dışarıdan gelecek hiçbir güç bizlere zarar veremeyecektir, bizleri etkilemeyecektir. Dünya ve ahiretimize bir halel bir kusur getiremeyecektir.

Ama eğer bizler kendimizi gerekli Kılmış olduğumuz bu virtlerimizi, vazifelerimizi askıya alırsak, Allah demekten kaçarsak hiç şüphesiz ki Mevla Teala Hazretleri de buna mukabil bizlere birçok imtihanları müptela kılacaktır. O yüzden gelin arkadaşlar hep beraber başta Rabbimize, Peygamberimize, sultanımıza karşı vermiş olduğumuz  sözümüzü ve sultanımıza vermiş olduğumuz daimlik sözünü yerine getirdiği yerine getirelim ki Rabbim bizleri ağır çekmiş olduğumuz zikirler neticesinde yapmış olduğumuz muhakemeler neticesinde, rabıtalar neticesinde, Rabbim de bizlere gelecek imtihanları kaldırmış olsun.
 Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu

Yorum yapın